İtalyan Okulu kurucusudur13 (Crews, 2009: 189). Lombroso, bilimsel kriminolojinin babası olarak
anılır. Zira o insanların neden suç işlediklerini, ilk kez bilimsel ilkelerle açıklayan ve bilimsel
yöntemleri kullanan ilk kişilerden biriydi (Schafer ve Knudten, 1970: 56). Lombroso, Darwin’in
evrimciliği ile Comte’un pozitivizmini birleştirmiş, suç ve beden ilişkisine dair çalışmalarında bu
yaklaşımların bulgularından faydalanmıştır (Adler vd., 2018: 59). Lombroso, özellikle Darwin’in
ırkların
evrim
sürecinde
canlı
türlerinin
biyolojik
olarak
gittikçe
farklılaştıklarına,
karmaşıklaştıklarına ve geliştiklerine dair fikirlerinden etkilenmiş ve suçluların vücutlarında yaptığı
ölçümler neticesinde, bu kişilerin biyolojik gelişimlerini tamamlamadıklarını ve suçlu olmayanlara
göre daha aşağı düzeyde olduklarını iddia etmiştir (Vito ve Maahs, 2017: 69). Suçlu kişilerle suçlu
olmayanlar arasındaki biyolojik farklılaşmalara dikkat çeken Lombroso, kişinin fiziksel yapısının
davranışlarını belirleyen başlıca etken olduğunu ileri sürmüştür (Yavuzer, 2018: 235). Öyle ki,
Lombroso belirli biyolojik özelliklerin insan davranışını belirlediğini ve suçlu davranışın özünde
kalıtsal olduğunu (Crews, 2009: 189), bu bakımdan, suçlu kişide atavistik14 (soya çeken) suç işleme
eğilimleri görüldüğünü savunmuştur (Bal, 2013: 21). Ona göre suçlu, gelişim evresinin en aşağısında
yer alan atavistik bir insandır (Demirbaş, 2001: 97). Buna ilaveten, atavistik bireyler biyolojik olarak
evrimin daha erken bir evresinde “gerilemeler” olarak nitelendirildikleri için ilkel insanın zekâsına
sahiptirler ve bu sebeple, kaçınılmaz olarak modern toplumun kurallarına ve beklentilerine uyum
sağlayamazlar (Wolfgang, 1961: 369). Bu varsayıma göre, modern suçlular ilkel atalarıyla aynı
fiziksel ve zihinsel özelliklere sahip oldukları için suç işlerler.
Lombroso, İtalya’da bir askeri cezaevindeki suçlular üzerinde yaptığı biyolojik sınıflandırma15
neticesinde 1876 yılında Suçlu İnsan (L’Uomo Delinquente) adlı en önemli eserini yayımlamıştır.
Önceki çalışmalarıyla da ilintili olarak Lombroso’nun ilk bulguları suçlu doğulduğuna ilişkindir. Ona
göre, “suçlular daha doğarken farklıdırlar;” çeşitli fiziksel özellikler bireyin suçlu olduğuna ilişkin
önemli bir ipucu sunmaktadır16. Nitekim Lombroso, bu çalışmada önemli bir yanlışlık yapmıştır.
Şöyle ki “İtalyan ordusundaki suçluların çoğu Sicilyalıdır; bu nedenle, bölgesel bir fiziki yapıyı
yansıtmışlardır. Sicilyalılar, suç işlemeyi kınamayan bir kültürden gelmektedirler.” (Haskell ve
13 19. yüzyılın henüz başlarındayken ilk pozitivistlerden olan Gall, Lavater, Pinal ve Esquirol gibi yazarların da suçlunun
fiziki ve psikolojik özellikleri ile ilgilendiklerinin ve daha o dönemlerden, Lombroso ve Ferri’den önce, Suç Antropolojisi
ve Sosyolojisi’nin temellerinin atıldığının not düşülmesi gerekir. Zira 1860’lı yıllarda Maudsley suç ve akıl hastalığı
arasındaki ilişkileri incelemiş ve suç işleyen çocuklarda dejenerasyon belirtileri görüldüğünü ifade etmiştir. 1833 yılında
Guerry ise toplumsal olayların gelişmesini ve başka unsurlarla olan ilişkisini anlayabilmek için sayısal olarak analiz
edilebileceğini savunmuştur (Dönmezer, 1981: 3-4).
Atavizm ile Lombroso, ırkların evrimin ilk aşamalarındaki en ilkel fiziksel ve karakteristik özelliklerini kastediyordu.
Kelime anlamı itibarıyla, atavizm, atalardan birinde var olan özelliğin birkaç kuşak sonra çocuklarda yeniden ortaya
çıkması şeklinde tanımlanır (Çağbayır, 2007: 342).
14
15 Biyolojik sınıflandırma temelde kalıtımla geçen genetik özelliklere odaklanır. Diğer bir ifadeyle, “insan biyolojik olarak
ırklara ayrıldığı zaman, çevrenin ve kültürün etkileri bu sınıflandırmayı etkilememelidir.” (Saran, 1992: 72).
16 18. ve 19. yüzyıllarda suç teorisyenlerinin birçoğunun -tıpkı Lombroso gibi- doktor olması hasebiyle, suçu açıklamada
biyolojik ve psikolojik özellikler arasında ayrım yapmak yerine daha çok biyolojik bileşime odaklanarak suçlunun bedeni
üzerinde araştırma yapmaları tabii bir durum olarak değerlendirilmektedir (Shoemaker, 2010: 27; Vito ve Maahs, 2017:
68).
30