bu kişilere, ölüm cezasının aksine, sürgün ve haklarının elinden alınması gibi başka tür cezaların
verilebileceğini ifade etmiştir (Adler vd., 2018: 62). Dolayısıyla, Garofalo’nun düşüncelerinde klasik
okulun bazı etkilerini de görmek mümkündür. Tüm bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Garofalo
temel savını, suçlunun bireysel haklarını savunmak yerine, toplumu korumak üzerine kurmuştur.
Garofalo zaman içinde, aralarında farklılıklar bulunsa da, her biri merhamet ve dürüstlük
duygularının eksikliği ile karakterize edilen suçluları dört farklı gruba ayırmıştır: (1) Katiller: Ahlaki
anomalinin en ağır biçimi olarak, hem merhamet hem de dürüstlük duygularının tamamen eksik
olduğu suçlulardır. Bu kişiler kendileri için uygun koşullar ortaya çıktığı takdirde, öldürme fiilini
işleyeceklerdir; (2) Şiddet suçluları: Merhamet duyguları eksik olan ve başta bölgesel olmak üzere
çeşitli çevresel faktörlerden etkilenen suçlulardır. Bu kişiler bulundukları yerin karakteristik bazı
kişilerine karşı suç davranışında bulunurlar. Bu nedenle, Garofalo bu tür suçları bölgesel ve bu tür
suçları işleyenleri ise anormal olarak nitelendirmiştir; (3) Hırsızlar: Dürüstlük duygularının eksik
olduğu suçlulardır. Diğer suçlulara kıyasla, daha fazla sosyal faktörlerden etkilenirler. Özellikle bazı
sosyal ortamlar mala karşı suçların oluşmasını kolaylaştırmaktadır. Garofalo’ya göre, “iki ya da üç
kötü yoldaş, bazen tek bir samimi arkadaş, bir gençliği bu tür bir suça yönlendirmek için yeterlidir.”
Ayrıca bu tür suçların atavistik eğilimler veya genel bir ahlaki eksiklik sonucu oluşabileceği de
savunulmaktadır; (4) Şehvet suçluları: Ahlaki duyguların eksik olduğu suçlulardır. Garofalo, cinsel
suçluları da bu kategoride birleştirmesine rağmen, cinsel suçluların merhamet duyguları eksik olduğu
için aslında şiddet suçluları ile birlikte sınıflandırılmaları gerektiğini düşünmektedir (Allen, 1954:
381-382).
Genel itibarıyla, pozitivist okulun önde gelen bu üç temsilcisi suç davranışının nedenleri
hususunda tam bir fikir birliğine varamamış olsalar da, yaygın birleşik çabaları suçun biyolojik
açıklamaları üzerinde temellenmiştir. Yukarıdaki anlatılarda da ifade edildiği üzere, suçla ilgili
yapılan bu baskın biyolojik temelli açıklamaları özetlemek gerekirse, bazı insanlar kalıtsal olarak
fiziksel anomaliler, atipik vücut yapısı ve akıl hastalığı gibi onları suça eğilimli kılan çeşitli biyolojik
ve psikolojik özelliklere sahiptirler. Suçun sebebi de bu biyolojik ve psikolojik öğelerin zaman içinde
yaşadığı dejenerasyondur. İlk pozitivist düşünürler suçun bu bilimsel açıklamalarının
geliştirilmesinde bir dönüm noktası yaratmış olmalarına ve kendilerinden sonra geliştirilecek olan
kuramsal yaklaşımlara temel oluşturmalarına karşın, bazı temel iddiaları ve metodolojilerindeki
hatalar veya eksiklikler nedeniyle de sık sık çeşitli uzmanlar tarafından eleştirilere maruz
kalmışlardır20. Ayrıca yapılan bu ilk biyolojik açıklamalarda yetişkin suçluluğu ile çocuk suçluluğu
20 Eleştiride bulunan bu uzmanların başında İngiliz Charles Goring gelir. Goring karşılaştırmalı amaçlar için 3 bin İngiliz
hükümlüden oluşan deney grubu ve suçlu olmayan kişilerden -örn. askerler, hastanedeki hastalar ve üniversite
öğrencileri/mezunları vb.- oluşan kontrol grubu üzerinde on iki yıl süren ciddi çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar
sonucunda suçlu olanlar ile olmayanlar arasında, Lombroso ve öğrencileri tarafından öne sürülen, fiziksel farkların varlığını
doğrulayan herhangi bir kanıt bulunmadığını ortaya koymuştur (Sutherland ve Cressey, 1978: 59; Dönmezer, 1981: 119;
Vold vd., 1998: 44; Akers, 1999: 37; Brown vd., 2010: 201; McCaghy vd., 2016: 29; Adler vd., 2018: 62; Yavuzer, 2018:
236; Lilly vd., 2019: 57). Ancak Goring’in metodolojisine ve bulgularına, Amerikalı antropolog Earnest Hooton’dan
35
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle