GİRİŞ Çocukların suça sürüklenmeleri tüm dünyada önemli bir sorun olmakla birlikte özellikle suç işleyen insanlar içinde çocukların giderek artan oranlarda büyük bir yer teşkil etmesi, çocuk suçluluğunun nedenleri ve sonuçları konusunda araştırma yapmayı zorunlu kılmaktadır. Çocuğun suç işlemesi çok sayıda nedenin bir araya gelmesi ile tezahür eder. Çocuğun suç davranışı aile, akran grubu, içinde bulunduğu toplum, ekonomik durum ve kültürel etmenler gibi birçok faktörün biraraya gelmesiyle başlar ve sonucu çocuk tarafından yeterince düşünülmeden gerçekleşir (Taşkın ve Yılmaz, 2020). Türkiye’de çocuk suçluluğunu önlemede birçok kurum eşgüdüm içinde hareket edebilmektedir. Burada amaç, çocuk lehinde ve ona faydalı olacak bir süreç işleterek, bu süreçte çocuğun en az zararla çıkmasını sağlamaktır. Bu kurumlardan ikisi tutuklu ve hükümlü çocukların kaldıkları çocuk “eğitimevleri” ile “ceza infaz kurumları”dır. Söz konusu kurumlarda çocuklar eğitim yaşantılarına devam etmektedirler. Eğitim hakkı bireysel, sosyal ve kültürel bir hak olarak vazgeçilmez, evrensel temel insan hakkıdır; bu hak evrensel niteliği olan belgelerde ve uluslararası sözleşmelerde kabul edilmiş olup devletler bu hakkı kendi anayasalarında ve yasalarında düzenlemişlerdir. Eğitim hakkının temel bir insan hakkı olduğunun kabulü ile bu evrensel ilke, ceza infaz kurumlar��nda bulunan insanlar için de geçerlidir. Bu kurumlarda bulunan kişilerin dışarıdaki normal hayata hazırlanması, meslek edindirilmesi ve eğitim-öğretim hayatına devam etmesini sağlayan cezaevleri okulları bulunmaktadır. Son 3 yılda 10 bin 808 tutuklu ve hükümlü cezaevinde okuma yazma öğrendi. Cezaevlerinde 39 bin 519 tutuklu ve hükümlü eğitim öğretim programına katılırken, 24 bin 106 tutuklu ve hükümlü açık öğretim lisesine devam ediyor (Yılmaz, 2021). Bu minvalde, özellikle eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında bulunan suça sürüklenmiş çocukların gelişim özellikleri de dikkate alındığında hassas ve riskli bir grubu oluşturması, eğitim konusunda daha dikkatli olunmasını gündeme getirmektedir. Suça sürüklenen çocukların eğitim ihtiyaçlarına dikkat çekmek ve bu ihtiyaçların karşılanmasına vesile olmak önemlidir. Türkiye’de çocuk eğitimevlerinde/ceza infaz kurumlarında sunulan eğitim hizmetlerinin tutuklu ve hükümlü çocuklar ile kurum öğretmenleri açısından değerlendirilmesi bu araştırmanın inceleme alanını oluşturmaktadır. Suç ve eğitim sosyolojisinin sınırları içinde bu süreç anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda dört bölümden oluşan araştırmanın birinci bölümünde; araştırmanın metodolojisi yer almaktadır. Bu çerçevede, araştırmanın konusu, amacı ve önemine yer verilmiştir. Aynı zamanda araştırmanın nasıl yürütüldüğüne ilişkin bir yol haritası sunulmuş, evren ve

Hedef paragraf seç3