E/CN.4/2002/60/Add.2​ Sayfa 28 belirlenebilmesi için, bu karmaşık anayasal tasarımda bütün bu kısıtlama ve sınırlamaların yorum ve uygulamalarını dikkatle incelemek gereklidir. Fazıl Sağlam, Anayasanın özünü şöyle tanımlamıştır: “1982 Anayasası, temel olarak, kişiye karşı devlete öncelik veren ve özgürlüklere karşı kamu çıkarlarına öncelik veren bir anayasa olarak tasarlanmıştır… 1982 Anayasası, temel hak ve özgürlüklerin güvencelerini, mümkün olan en çok kısıtlama yoluyla güçlü bir Devlet arzusunu karşılama yolunu seçmiştir”.103 74. Bu, özellikle Komünist partilerden İslamcı partilere çok farklı partilerin kapatılmasıyla, siyasal örgütlenme özgürlüklerini de etkilemiştir. Gerçekten de, 1983 yılından beri en yılda en az bir parti kapatılmıştır. Kapatılan partilerin toplam sayısı 21’dir. 1980 askeri darbesinin ardından bütün büyük siyasal partilerin kapatılması ve liderlerinin hapsedilmesinden sonra iyi işleyen bir siyasal sistemin gelişmesi mümkün olamazdı. 75. Ayrıca, Türkiye’de, işkencenin önlenmesine odaklanan insan hakları eğitimi programlarının sayısıyla işkenceyi önleme çabalarına getirilen kısıtlamalar arasında da bir uçurum söz konusudur. Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, Türkiye’de işkencenin yaygınlığını ortaya çıkarmaya girişmiştir. Komisyonun (eski) Başkanı Sema Pişkinsüt, pek çok insan hakları savunucusunun yazgısını paylaşmıştır.104 76. Türkiye İnsan Hakları Vakfı, 1991 yılında yayınlanan ilk yıllık insan hakları raporunda, “insan hakları mücadelesinin sonucunda, gelecekte insan hakları ihlallerini rapor etmeye gerek kalmayacağı umudu”nu ifade etmişti.105 Daha sonraki gelişmeler, bu umudu boşa çıkarmıştır. Sadece insan hakları örgütlerinin iş yükü artmakla kalmamış, çalışmalarının içeriği sonucunda insan hakları savunucuları da sık sık ihlallere hedef olmuşlardır. BM Zorla Kaybedilenler Çalışma Grubu, Hükümete, insan hakları örgütlerinin faaliyetlerinin sürdürülebilmesi için yeterli güvencelerin sağlanabilmesi açısından uygun önlemlerin alınması çağrısı yapmıştır.106 77. Özel Raportör, insan hakları eğitiminin geliştirilmesi ile Türkiye’de insan hakları meselelerinin halledilmesini amaçlayan insan hakları eğitimi çalışmalarına getirilen kısıtlamalar arasındaki çatışmayı şaşkınlıkla karşılamaktadır. Dolayısıyla, insan hakları eğitiminin, Türkiye’deki gerçek durumu yansıtacak şekilde yeniden şekillendirilmesini tavsiye etmektedir. 78. 25 Nisan 2001 tarihinde çıkarılan polisin eğitimine dair yasa, insan hakları eğitiminin genişletilmesini öngörüyordu. Uygulama, başka yerlerin yanı sıra Ankara’da başlatıldı. Özel bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.”. 103 Saglam, F., General framework of the fundamental rights and freedoms under the 1982 Constitution, Turkish Yearbook of Human Rights, vol. 14, 1992, s. 3-4. 104 Sema Pişkinsüt’ün başına gelenler şu şekilde tarif ediliyor: “Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Pişkinsüt’ü işkence suçuna yardım etmekle suçladı. Çünkü hapishanelerde insan hakları ihlalleri konusundaki bir Meclis raporu için mülakat yaptığı binlerce mahpusun ya da işkence yaptığı iddia edilen memurların isimlerini vermeyi kabul etmedi. Geçen kış, Meclis Komisyonunun, jandarmanın bazı üyelerinin güney doğuda uyuşturucu ticareti ve gasp şebekelerine bulaştığını açıklamasından sonra, Komisyon başkanlığından oldu”. “Turkey and corruption: Rotten eggs unbroken”, The Economist, 3 Kasım 2001. 105 Human Rights Foundation of Turkey, Turkey Human Rights Report 1991: A Survey of Sample Cases, TİHV Yayınları No. 1, Ankara, Şubat 1992, s. 8. 106 Report of the Working Group on Enforced or Involuntary Disappearances: Report on the visit to Turkey, E/CN.4/1999/62/Add.2, 28 Aralık 1998, para. 62.

Hedef paragraf seç3