E/CN.4/2002/60/Add.2​ Sayfa 20 çocuklarını öldüren kadınlar için öngörülen hapis cezasına (dört yıldan sekiz yıla kadar) ilişkin bölümde, bu cezanın arttırılması ihtiyacı belirtilmektedir.66 Evlilik dışı doğan çocuklar babalarının soyadını alamamakta ve sadece annelerine ve onun ailesine karşı yasal haklar kazanabilmektedir. Açıkça ayrımcı olan bu yasanın değişmesi yolunda bir işaret yoktur. 49. Evlilik yaşı, yakın zamanlarda hem erkekler hem de kadınlar için 17’ye çıkarılmıştır. Bu yasal değişikliğin etkin bir şekilde uygulanması, yasanın pratikte uygulanmasına ilişkin bilgi yokluğunun giderilmesini gerektirir. 14 yaşında ya da daha erken yaşlarda evlendirilen kız çocukları konusunda, bu uygulama yasaklanmış olsa da, pek bilgi yoktur. Kısmi araştırmalar, çocukların yaklaşık yüzde 15'ini çocuk yaştaki annelerin doğurduğunu göstermektedir. Bu, bölgeler arasında, hatta büyük şehirler içinde değişiklik gösteren bir sorundur. Çocukların rızası olmadan ayarlanmış evlilikler, hâlâ yaygın olabilir (1993 yılındaki evliliklerin yüzde 67.8’i bu türdendir).67 Öyle görünüyor ki, ailelerin istekleri, çocukların hayatlarını şekillendirmeye devam etmekte, ailelerinden izin alamayan çocuklar okula devam edememektedir.68 50. Sağlık Bakanı Osman Durmuş, Ağustos 2001’de hemşirelik okullarındaki kız çocuklarına bekâret testi yapılmasını emretmiştir.69 Öyle görünüyor ki, cinsel ilişki, okuldan atılmayı gerektiren bir disiplin suçu olarak görülmektedir. Böyle bir suçlamayla karşılaşan öğrenci için mevcut savunma olanağı, bekâret testini kabul etmektir.70 Türkiye Ceza Kanunu, cinsel saldırı suçlarında kurbanın bekâretine dayalı olarak bir ayrım yapmaktadır. “Bekâretin bozulması”, saldırı sırasında bakire olmayan bir kadın ya da kız çocuğuna tecavüz etmekten daha ağır bir suçtur. Dahası, tecavüz, kurbanın kendisine değil, genel ahlaka ve aile düzenine karşı bir suç teşkil etmektedir. 51. Bu tür ayrımcı yasa ve uygulamalar, sektörler arası anahtar bir mesele olarak toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliğe öncelik verilmesi ihtiyacının altını çizmektedir. Bu mesele, yasal ve ekonomik reformun yanı sıra kamu eğitimi yoluyla da ele alınmalıdır. Türkiye’nin Avrupa Birliği hukukuna uyum sağlaması, çalışma hayatına dair konularda (örneğin annelik izni ya da sosyal güvenlik işlemlerinde eşitlik) ilerleme sağlanmasını gerektirecektir.71 Fakat bu düzenlemeler, resmen istihdam edilen azınlık bir kadın grubuna yarar sağlayacak, büyük bir çoğunluğu toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa tabi olarak bırakacaktır. Bu sorunun ele alınması gerekmektedir. Özel Raportörün daha önce de belirtmiş olduğu gibi, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın pek çok veçhesi öncelikli olarak ele alınmalıdır. IV. ÖĞRENİMİN KABUL EDİLEBİLİRLİĞİ İÇİN GÜVENCELER 66 Çocuk Hakları Komitesi, Türkiye İlk Raporu (CRC/C/51/Add.4), 8 Ağustos 2000, paragraf 186. Türkiye’nin Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Bütün Biçimlerinin Tasfiyesi Sözleşmesine ilişkin olarak sunduğu birleştirilmiş ikinci ve üçüncü raporda, “Türkiye nüfusunun yüzde doksan dokuzu Müslümandır” ifadesine yer verilmiştir, CEDAW/C/TUR/2-3, 6 Eylül 1996, s. 126. 68 Dayıoğlu, M., Analyses of the 1994 Child Labour Force Survey results in Turkey, ILO/IPEC, www.ilo.org. 69 Resmi Gazete, 13 Temmuz 2001. 70 Shelley, J., Turkish envoy denounces virginity tests, European Voice, 2 Ağustos - 5 Eylül 2001. 71 Türkiye, Avrupa Müktesebatının benimsenmesine ilişkin Ulusal Programında, ücretli annelik izni ve babalık izni, “aile reisi” teriminden ve yasal sonuçlarından vazgeçilmesi, kadınlar için eşit sosyal güvenlik hakları ve cinsiyet ayrımcılığı davalarında ispat yükünün işverene geçmesi konusunda yasal reform yapmayı taahhüt etmiştir. Turkish National Programme for the Adoption of the Acquis, europa.eu.int/comm/enlargement/turkey. 67

Hedef paragraf seç3