Yukarıda değinilen infaz düzenlemeleri ile infazın neredeyse her aşamasında mahpuslar arasında ayrım yapılmıştır.
Avrupa Konseyi’nin istatistiklerine göre36 af, koşullu salıverilme ve diğer alternatif yöntemlerle toplamda 118 bin
mahpusun serbest bırakıldığı duyurulmuştur. Bu istatistiklerde en fazla mahpusu serbest bırakan ülkenin Türkiye
olduğu, Türkiye’nin yapmış olduğu infaz düzenlemesi ile hapishane nüfusunun %35’inin serbest bırakıldığı
açıklanmıştır. Kapasite Artışı ve Kalabalıklaşma başlığında da detaylandırıldığı gibi Türkiye’deki bu durumun geçmiş
senelerden gelen kalabalıklaşmanın azaltılmasına yönelik bir adım olduğunu, kalabalıklaşmanın söz konusu olduğu
durumlarda bile tüm mahpusların yukarıda da bahsedilen sebeplerle eşit olarak serbest bırakılmadığını belirtmek
gerekir. Temelde 7242 sayılı kanunla infaz kanununda yapılan değişiklik sonucunda hapishanelerdeki yoğunluğun
azaltılmaya çalışıldığı söylenebilecek olsa da yapılan tüm yasal düzenlemelerle mahpusların kaçının serbest
bırakıldığı, kaçının izne ayrıldığı, hapishanelerin nüfusunun ve kapasitesinin COVID-19 önlemleriyle beraber nasıl
değiştiği kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Bu düzenlemeyle beraber mahpusların koşullarında ne gibi değişimler
olduğu, başta sağlık hakkı olmak üzere düzenlemenin mahpusların haklarına erişimde ne gibi etkileri olduğu
aktarılmamıştır. Düzenlemenin ilk önceliği özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin koşullarında iyileştirmeler
yapmakken, kapsamının daralmasıyla mahpus grupları arasında ayrım yaratılmıştır. AB Komisyonunun yayınladığı
37
2020 Türkiye Raporunda bu durum: “Kovid-19 küresel salgını çerçevesinde, cezaevinde bulunan 90.000'e yakın
kişinin şartlı salıverilmesi için tartışmalı bir yasama paketi sunulmuştur. Cezaevinde bulunan 65.000 kişi, Temmuz
itibarıyla serbest bırakılmıştır. Ancak bu paket, avukatlar, gazeteciler, politikacılar ve insan hakları savunucuları
dâhil, terörle ilgili suç iddiaları nedeniyle yargılama öncesi tutuklu bulunanları kapsamamıştır” ifadeleriyle yer
bulmuştur.
Koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve izinlerle kapasite sorununun çözülüp çözülmediği, COVID-19 önlemleriyle
birlikte bu salıverilmelerin mahpusların koşullarını nasıl değiştirdiği, gündelik hayatlarını nasıl etkilediği
açıklanmamıştır. Bu açıklamaların yapılmıyor oluşu kapasite üzerine yapılacak yeni tartışmaları ve sunulabilecek
önerileri de engellemiştir. Hapishanelerin kapasitelerinin gündelik yaşam üzerindeki etkisi, oluşturulan karantina
koğuşları üzerinden gözlemlenebilir. Mahpus nüfusunun azalmasına rağmen koğuşların yetersiz kaldığı durumlarda
kurs, atölye, görüş kabini gibi odalar karantina koğuşlarına dönüştürülerek sorunlar kısa vadede çözülmeye
çalışılmıştır. Karantina koğuşları bölümünde bu uygulamaya dair detaylı bilgilendirme yapılacaktır.
COVID-19 İzni
COVID-19 tedbirleri kapsamında Bakanlık şu açıklamayı yapmıştır: “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı
Hakkında Kanun’a 7242 sayılı Kanun ile eklenen Geçici 9. Madde ile açık ceza infaz kurumlarında bulunan veya açık
ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle
cezalarının infazına karar verilen yükümlüler, Yasanın Resmi Gazete'de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girdiği
14/04/2020 tarihinden 30/11/2020 tarihine kadar, COVID-19 iznine gönderilmiştir.” Sağlık Bakanlığı ve Halk Sağlığı
Müdürlüklerinden alınan yazılarla salgının devam ettiği süreler zarfında bu izinlerin 30.11.2020 tarihinden itibaren
2 ay süreyle uzatılmasına karar verilmiştir.
36 https://wp.unil.ch/space/files/2021/04/210330_FinalReport_SPACE_I_2020.pdf Erişim Tarihi: 21.08.2021
37 https://www.ab.gov.tr/siteimages/trkiye_raporustrateji_belgesi_2020/turkey_report_30.10.2020.pdf Erişim Tarihi: 12.04.2021
13