süreçten ibaret olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir kategori olan çocukluğun
tarihsel bir sürece de tabii olduğunu savunmaktadır (Ariês, 1962).
Postman da yapılan biyolojik ve psikolojik tanımların ötesinde çocukluğun
toplumsal bir kurgu olduğunu iddia etmektedir. Çocuklar kelimesinin özel bakım ve
koruma gerektirdiğini belirten Postman, çocukluk fikrini hızlı bir şekilde
yitirildiğini de vurgulamıştır (1995, s. 1-2). Esasen Postman’ın haklı olduğunu
söylemek pek de zor değildir. Çocukların, günümüzde özellikle sosyal medya
kullanımıyla ve bazı ürünlerin reklamında yer alması aracılığıyla yetişkinlerin
dünyasında yer aldığını, tüketimin bir nesnesi haline getirildiğini, yetişkinlere
yüklenen sorumlulukların (ev geçindirme, bakım gibi) dizi ve filmler aracılığıyla
çocuklara yüklendiğini ve “olgun çocuk” imajının yaygınlaştırılmasıyla çocukların,
çocukluklarını yaşayamadıklarını söylemek mümkündür.
Kültürel ve düşünsel ortamda bir değişimi beraberinde getiren Rönesans’ın
etkilerinin 19. yüzyılda da sürmesi, çocukluğun ayrı bir kategori olarak
değerlendirilmesini pekiştirmiştir. Çocuk ölüm oranlarının azalmasıyla birlikte
Ortaçağ’da “olası bir kayıp” gözüyle bakılan ve bu nedenle fazla bağımlılık ilişkisi
kurulmayan çocukların ayrı bir yaşam döngüsü içerisinde değerlendirilmesinde
ekonominin sanayi sektörüne kaymasının, aile yapısında meydana gelen
değişimlerin, orta sınıfın güç kazanmasının, boş zamanların artmasının ve ebeveynçocuk ilişkisinde meydana gelen değişimlerin de etkisi vardır (Gandiner ve
Gander’den aktaran Onur, 1993, s. 30).
Eski çağlarda çocuk algısının olmadığı ve çocukluk çağı diye nitelendirilen bir
gelişim döneminin var olmadığı kabul edilse de günümüzde bu anlayışın değiştiği
görülmektedir. Biyolojik bir varlık olarak doğan ve süreç içerisinde sosyal bir nitelik
kazanan insan, doğduğu andan ölümüne kadar bazı yaşam evrelerinden
geçmektedir. Yetişkinlik, yaşlılık gibi evrelerden biri de yaşam zincirinin doğal
halkalarından biri olan çocukluk dönemidir. Hacıoğlu’na göre çocukluk dönemi,
doğumla başlamakta ve yetişkinlik dönemine kadar sürmektedir. Zihinsel, ruhsal ve
fiziksel yönden yeterince olgunluğa erişmemiş kişiler, gelişim ve olgunlaşma süreci
olan çocukluk döneminde toplumda rol ve görevlerini öğrenmekte ve bu süreçte
eğitim ve bakıma ihtiyaç duymaktadır (1998, s. 1).
14