deneyimler yaşamasına neden olabilmekte, çocuğun ve ailenin eğitime olan motivasyonunu azaltabilmektedir. Ayrıca disiplin cezası alma durumu, çocukta zaten mevcut olan problemli davranışlarla veya okulun mevcut kural sistemine karşı gelmenin göstergesi olmakla ilişkili olabilmektedir [128]. Kural sistemine karşı gelmenin suç ile ilişkilenebilmesini beklemek şaşırtıcı olmayacaktır. Problemli davranışları/şiddet eğilimi olan çocukların akranları tarafından dışlanma, yine kendi gibi problemli davranışları olan çocuklar ile arkadaşlık yapmaları yaşayabilecekleri diğer risk etmenlerinden sayılabilmektedir[3]. Diğer bir ailesel faktör sayılabilecek olan ailede suça karışmış birey bulunma oranı SSÇ grubunda %63,6 ile %31,4 olan SK grubuna göre daha yüksek bulunmuştur Davranışların öğrenilen veya genetik doğaları göz önüne alındığında ise yine SSÇ grubunun gerek aynı evin içinde yaşayan gerekse uzak akrabalarında sabıkalı birey bulunma ihtimalinin daha yüksek olması şaşırtıcı değildir[3], [43]. Ailede sabıkalı bireylerin mevcut olması suç davranışına tanık olmaya, bu davranışın normalleşmesine, yadırganmaması gibi durumlara neden olabilmekle çocuğun suça karışabilmesine zemin hazırlayabilmektedir[42]. Yine davranım problemlerine maruz kalma, tanık olma, alışılagelme, içinde büyüme veya genetik yatkınlık açılarından bakıldığında çalışmamızda da bulunduğu gibi SSÇ grubunun aile içi şiddet varlığını SK’ya oranla yüksek beklemek yanlış olmayacaktır[39]. Çalışmamızda SSÇ grubunda aile içi/ebeveynler arası şiddet oranının (%16) SK grubuna (%5) göre anlamlı oranda yüksek bulunmuştur.SK ve SSÇ grubunun ailelerinde psikopatolojik hastalık varlığ�� açısından birbirinden farklı bulunmamıştır. Bu durum çocukların suça karışmasına ailede psikopatolojik hastalık varlığından ziyade; ailenin çocuk yetiştirme şartları, çocuğa sunabildiği imkanlar ve çocukla etkili/yeterli seviyede etkileşimde bulunmasının daha önemli olabileceğini düşündürmektedir. Çocuğun büyüyen, öğrenen ve gelişen bir varlık olarak değerlendirildiğinde ve ayrıca çalışmamızın genel sosyodemografik sonuçlarının mevcut literatür bilgisi ile uyumlu olduğu göz önüne alındığında bir çocuğun içinde yetiştiği aile, okul ve sosyokültürel düzenin suça karışmasına neden olabilecek en temel faktörlerden olduğu sayılabilir. Çocukların suça karışmasını öngörmek/engellemek için temelde bu sistemlerin anlaşılması ve bu sistemlere müdahale edilmesi gerektiği düşünülmektedir (Tablo 1). 61

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle