meşru cezalardır.8 Buna göre, suçlu davranışa ilişkin cezalar yalnızca yasalar tarafından belirlenmekte ve bu otoritenin kaynağı ise, yargıçların keyfi kararları değil, aksine toplumsal sözleşme ile birleşmiş toplumu temsil etmekte olan yasa koyucunun kendisidir. Zira yargıcın temel görevi, suçun gerçekte olup olmadığını yani işlenip işlenmediğini belirlemektir, yoksa cezanın ne olacağına yalnızca yasa koyucu karar verir. Aynı zamanda, verilen cezalar herkesin iyiliği için bile olsalar, eğer acımasızlık içeriyorlarsa adaletin ve toplumsal sözleşmenin ilkelerine aykırıdırlar (2016: 31-33). Beccaria, suçlar ve cezalar arasında adil bir oranının bulunması gerektiğini vurgulamaktadır. Bir diğer ifadeyle, cezalar suçların ağırlığına uygun olmalıdırlar. Bu amaçla suçlar sınıflandırılmalıdır. En ağır suçlar, toplumun ve devletin yıkımına yönelik suçlar olup, geçmişte de en ağır ceza verilmiş olan suçlardır. Bu suçları, kişinin yaşamını ve güvenliğini ihlale yönelik suçlar izlemektedir. Nitekim bu suçlar da kişinin en temel hakkı olan güven içinde yaşama hakkına saldırı niteliğinde olduğu için Beccaria tarafından en ağır suçlar olarak nitelendirilmiş ve bu suçları işleyen kişilerin üyesi olduğu sosyal sınıfa bakılmaksızın en ağır biçimde cezalandırılmaları gerektiği vurgulanmıştır. Kimi suçlar ise, yasalarca daha hafif olduğuna karar verilen ve hafif cezai yaptırımlara tabi olan suçlardır (2016: 45-58). Beccaria’ya göre, cezaların amacı suç işleyen kişinin tekrar suçlu davranışa yönelmesini ve başkalarına zarar vermesini engellemek ve başkalarının da suç işlemesini önlemektir. Bu amaç doğrultusunda, suçlar ve cezalar arasındaki oranlar ve ceza yöntemleri insanların ruhları ve zihinleri üzerinde kalıcı, ama bedenleri üzerinde en az iz bırakacak biçimde seçilmelidir (2016: 69-70). “Suçları önleyen en önemli frenlerden biri, cezaların ağırlığı değil, cezaların kaçınılmaz olmalarıdır.” Diğer bir deyişle, ceza hafif bile olsa, bireyin o cezadan kurtulma umudunun olmaması suçlu davranışın oluşumunu engellemektedir. Bununla birlikte, cezanın suçu önleme işlevinin etkili olabilmesi için suçtan elde edilebilecek herhangi bir yararın, cezanın vereceği acıyı geçmemesi gerekir. Ancak böylesine bir sistemde rasyonel ve acıdan kaçınan bir varlık olarak insan suç işlemekten vazgeçecektir (2016: 129-131). Dolayısıyla, cezanın adil olması için insanların suç işlemekten vazgeçmelerini sağlayacak biçimde ağır olması yeterlidir. Bununla birlikte, Beccaria ölüm cezasının aksine, insanların ömür boyu özgürlüğünden mahrum bırakılması gibi ağır hapis cezalarına tabi olmasının, tüm bireyler açısından suçun önlenmesinde daha etkili olduğunu savunmaktadır. Nitekim düşünür ölüm cezasını ilk sorgulayan ve buna karşı çıkan biri olarak, daha etkili bir çözüm olmadığı takdirde en ağır suçlar için uygulanmasının kaçınılmaz olduğu sonucuna varmıştır (2016: 139-146). Belki de tarihte ceza adalet sistemine ilişkin hiçbir yapıtın bu kadar büyük etkisi ve bilhassa katkısı olmadığı düşünülerek, dikkatle incelenen Beccaria’nın bu önemli yapıtının özü ve özeti açıklanacak olursa, rasyonel bir ceza adalet sisteminde cezalar herkese açık, adil, hızlı, kaçınılmaz, suçun doğasına uygun ve yasalarla belirlenmiş olmalıdır (Beccaria, 2016: 101-103, 222). 8 Beccaria’nın bu görüşü daha önce bahsedilen “kanunsuz suç ve ceza olmaz” hukuk terimi ile yakından ilişkilidir (bkz. s. 14). Kuşkusuz amaç hukukun üstünlüğünü gerçekleştirmektir. 25

Hedef paragraf seç3