Merton (1968)’a göre, fikir birliği modeli sapmanın toplumda nasıl yaratıldığını, en azından hangi koşullarda ortaya çıktığını açıklayabilmektedir. Toplumsal yaşam içinde insanların belirli amaçları -örn. kültürel veya diğer amaçlar-, takip edeceği kurallar ve kurumsallaşmış araçlar bulunmaktadır. İşte sapma insanların bu amaçlarını gerçekleştirmek için kurallara bağlı kalmayarak gayrimeşru araçları benimsediğinde ortaya çıkar. Sapma, “amaçlar ve araçlar arasındaki ayrışmadan kaynaklanır.” (Worsley, 1972: 364). Durkheim’ın sapma ile ilgili argümanını hatırlatacak olursak, toplum ancak karşıtı ile birlikte anlamlı olacağı için sapma, sağlıklı bir toplum var oldukça hayati bir kaynak olarak belirli koşullar altında -örn. toplumsal koşullara göre değişme vb.- “normal” bir olgu, sınırları aştığı takdirde ise “anormal-patolojik” olarak açıklanmakta iken; Merton’un mevcut teorisinde sapma davranış çoğunlukla toplumsal veya hukuksal yaptırımların belirsiz ve çelişkili olduğu durumlarda insanlarda tezahür eden ikilem yani sapmaya iten bir tür baskı sonucu oluşan uyumsuzluğu ifade etmektedir. Bu durumda sapma, toplumsal yapı içindeki anormal yahut patolojik durumlara karşı normal olan insan davranışlarıdır. Becker (2015: 29-77), suçu verili kabul ettiği ve sapkınlık etiketini sorgulamadığı için Merton’un teorisini eleştirmektedir. Becker’e göre, geleneksel normlara ve kurallara uyan kişi normal olarak adlandırılır. Normal kişi, menfaatleri doğrultusunda sapkın davranışlardan kaçınır ve dürtülerini bastırır. Sapkın davranışları sergileyenler ise, toplumda kaybedecek bir şeyi olmayan kişilerdir. Bu kişiler sapkın eylemi tekrarladıkları takdirde sapkın etiketini içselleştirirler. Buna göre, sapkın davranışın kaynağı sapkın dürtüler değildir. Aslında durum tam tersidir. Özetle, “sapkın dürtülerin üretim süreci içsel bir eğilimin dışsal şekilde vücut bulmasıyla değil, bedensel pratiklerin ve grup içinde tecrübelerin aktarımıyla sağlanır.” Dolayısıyla süreç, sapkınlığın tecrübe edilmesi ve tekrarlanması ile devam eder (Gençosmanoğlu, 2015: 122-123). Bireylerin davranışlarına yön veren ihtiyaçları ve amaçları ile toplumdaki değer ve norm sistematiği uyuştuğu takdirde dengeden söz edilebilir. Aksi halde denge bozulur ve sistemden sapmalar meydana gelir (Sözen, 1986: 262). Mevcut toplumsal sistemden sapanlar, toplumsal uzlaşımı (consensus) zedeleyen sapkın kişiler olarak ifade edilir (Nirun, 1972: 410). Sapkın kişiler sanılanın aksine toplumdan izole olmuş kişiler değildir. Onlar topluma uyum sağlamak adına sosyalleşme sürecine dâhil olurlar. Ancak bu süreçte sosyal çevrede edinecekleri roller arasında yaşadıkları ikilem, gerilim ve çatışmalar sonucu sapma davranışına yönelirler. “Sapma bir bakıma uyum eyleminin bizatihi kendisinden vücut bulmaktadır.” (Yücel, 2003: 19). “Sapma hem organizasyonun hem de organizasyonsuzluğun bir ürünüdür. Sapma bir yandan sosyal yapının zayıflığını diğer yandan alternatif kalıpların nasıl yaratıldığını ve devam ettiğini gösterir.” (İçli, 1991: 14). Sosyoloji biliminde sapma, toplumsal yaşamın olağan akışının dışındaki insan davranışlarının belirsiz biçimlerine işaret ettiği için sosyal kontrol mekanizmaları tarafından üzerinde dikkatle “düşünülmesi” ve “bir şey yapılması” gereken davranıştır. Sosyolojik bakış açısıyla, sapma 21

Hedef paragraf seç3