nasıl suçlu olduğunu belirlemeye çalışmışlardır (Sutherland ve Cressey, 1978: 60-61). Başka bir deyişle, “yasalara uyan bireyler yerine suçlu bireyleri ortaya çıkaran süreçle” ilgilenmişlerdir. Yasalara uyan birey nasıl olur da sonradan suçlu olur? sorusuna cevap aramışlardır (İçli, 1994a: 67). Bu sorunun cevabının genel sosyal öğrenme kuramları ile açıklanabileceğini savunarak taklit, tutumdeğer, engellenme ve saldırganlık, güçlendirme-destek ve diferansiyel ilişki gibi kavramları öne sürmüşlerdir (Sutherland ve Cressey, 1978: 61). Sosyolojik referans çerçevesinde çağdaş sosyologlar, kendilerinden önceki çalışmaların hepsinde suçlular ve suçlu olmayanlar olmak üzere oluşturulan iki ayrı grubun biyolojik ve psikolojik özelliklerine göre ayrıştırılması fikrini büyük ölçüde terk etmiş oldular ve bunun yerine bireylerin suçlu olarak nitelendirilmesine sebep olan sosyal faktörlerin önemli rolünü kabul ettiler. Böylece sosyal faktörlere bağlı olarak suçun zaman ve mekâna göre aynı kalmadığı, aksine farklı zaman ve şartlarda değiştiği gerçeği bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu (Thio vd., 2013: 5). Suçun nedenlerinin, doğasının ve yayılımının anlaşılması suçla mücadele etmek için geliştirilecek olan politikaları doğrudan etkilemektedir. Zira geçmişten günümüze toplum içinde insanı sapkın veya suçlu olarak nitelendirmemize sebep olan davranışların nedenlerinin anlaşılmasında ve bu tür davranışlara karşı verilecek cezaların ve alınacak önlemlerin belirlenmesinde en kapsamlı ve sistematik bakış açısı sunan sosyolojik kuramlar önemli katkılar sağlamıştır (Kartal ve Yaylacı, 2013: 183; İçli, 2014: 510-511). Sosyolojik kuramlar, kriminoloji biliminde geliştirilen diğer tüm suç ve suçluluk kuramlarına kıyasla, tekel oluşturacak nitelikte pek çok görüşe sahiptir (Dolu, 2013: 5). Dolayısıyla formüle edilen sosyolojik suç kuramlarının sayıları da oldukça fazladır. Elbette kuramların fazla olması suç olgusunun karmaşıklığı ve suçlu davranış sergileyen bireylerin sahip oldukları farklı bireysel özelliklerle de ilintilidir. Gerek bir hayli sayıda suç türünün olması -örn. öldürme, yaralama, hırsızlık, yağma, cinsel suçlar, dolandırıcılık vb.-, gerek suçluluğa neden olan çok sayıda yıkıcı sosyal gücün olması -örn. dezavantajlı aile yapısı ve aile içi ilişkiler, düşük eğitim düzeyi, suçlu akran grubu, bağımlılık yapan madde kullanımı, ikamet edilen yerin özelliği, göç, kültür, yoksulluk, işsizlik ve damgalanma vb.- ve gerekse de bireysel farklıların söz konusu olması -örn. cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, medeni durum, meslek vb.- suç olgusuna ilişkin geliştirilen sosyolojik kuramsal yaklaşımların çeşitlilik arz etmesine yol açmıştır (Kızmaz, 2005: 150). Ne yazık ki sosyolojik kuramların her biri kendi içinde bir takım eksiklikler içermeleri nedeniyle, bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmedikleri takdirde suçluluğa ilişkin kusursuz bir görünüm sergileyememektedirler. Bu sebeple, sosyolojik kuramlar suç davranışını her ne kadar en kapsamlı biçimde açıklamış olsalar da, suç olgusu çok çeşitli olduğu için onu tüm yönleriyle açıklayabilen kuramsal bir yaklaşımın henüz mevcut olmadığı vurgulanmalıdır. Yetişkin suçluluğunun sosyolojik bakımdan açıklanmaya çalışılmasının yanı sıra, sosyolojik kuramlar çocuk suçluluğunun nedenlerine yönelik olarak da en kapsamlı çalışmaları yapmışlar ve en sistematik açıklamaları sunmuşlardır. Bu hususta dikkatle incelenmesi gereken sosyolojik suç 39

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle