bulunan bireylerin daha fazla topluma ve kendine zarar vermesini önlemek için kullanılır. Çünkü bu
toplumlarda suç, sosyal bağları tehdit eden bir unsur olarak görülmediği için çoğu insanın dikkatini
dahi çekmez. Dolayısıyla, toplumsal istikrar ve düzenin mümkün olduğunca hızlı bir biçimde
sağlanması için ceza verdiği zarara, başka bir ifadeyle, suça uygun olarak değerlendirilir (Adler vd.,
2018: 66).
Durkheim’ın çağdaş sosyolojiye ve özelde suçluluk çalışmalarına en ayırt edici katkılarından
bir diğeri ise, geliştirdiği anomi22 kavramıdır. Durkheim’a göre, anomi bir toplumdaki sosyal
normların ve sosyal bağların yıkılmasının bir sonucu olarak insanların davranışlarını, arzu ve
isteklerini kontrol etme yeteneğini kaybettiği bir kuralsızlık halidir (Dönmezer, 1981: 460). Suça ve
sapmaya neden olan da bu kuralsızlık halidir (Boyacıoğlu, 2018: 237). Toplumsal standartların ve
değerlerin kaybedilmesine bağlı olarak bozulan toplumsal düzende, başka bir ifadeyle, anomi sonucu
toplumsal dayanışmanın, bütünleşmenin yerini çözülme, karmaşa ve çatışma durumu alır (Adler vd.,
2018: 66). Bu durum, iş birliği ile rekabet ve dayanışma ile çatışma arasında bocalayan bireyin değer
sisteminin bozulması (Cevizci, 2005: 116), suçluluğun artmasını da beraberinde getirmektedir.
Durkheim, anomiyi yapısal ve toplumsal anomi olmak üzere iki biçimde sınıflandırmıştır.
Yapısal anomi, “toplumsal yapıyı meydana getiren kurum ve birimler arasında tam ve gerçek bir
işlevsel bağlantının kurulamaması durumunu” ifade eder. Toplumsal anomi ise, kültürel öğelerin
hem kendi aralarında hem de sosyal yapı ile uyumsuz olması anlamına gelir (Cevizci, 2005: 116).
Durkheim’ın toplum tipolojisini dikkate aldığımızda, anomi, mekanik toplumsal dayanışma
biçiminden organik dayanışma biçimine geçiş sürecinin bir sonucudur (Marshall, 1999: 32). Çünkü
organik dayanışma üzerine kurulu bir toplumda insanlar sınırsız ihtiyaçlarının tatmini peşine düşerler
(Dönmezer, 1990: 257). Bu ihtiyaçları belirleyen ise, biyolojik ve toplumsal özelliklerdir
(Swingewood, 1998: 145). Anomi dönemlerinde, “halk artık kültürel olarak onaylanmış iştahla
yönlendirilmez. Sınırsız açgözlülük kuraldır; insani arzuları yaygınlaşır.” (Goode, 2016: 39).
Durkheim İntihar (Suicide) adlı eserinde toplumun bu değişen yapısını ve anomi kavramını daha
ayrıntılı olarak ele almıştır. Bu eserinde anomi kavramını intihar olgusuyla ilişkilendirerek intihar
vakalarını açıklamak için kullanmıştır. Bu bağlamda, bireysel bir eylem niteliği taşıyan intiharın aynı
zamanda toplumsal güçlerle olan ilişkisine dikkat çekmiştir. Durkheim’a göre, insan arzu ve istekleri
“doyumsuz ve dipsiz bir uçurum” gibi sınırsızdır. Ne var ki, insan kendi başına bu arzu ve isteklerine
sınır koyabilecek bir güce sahip olmadığı için Durkheim, her dilediğinin olmasını isteyen bu bencil
22 Durkheim, anomi
kavramına ilk olarak “Toplumda İşbölümü” (The Division of Lobor in Society) adlı eserinde
değinmiştir. Ancak Durkheim’ın ilgili eserinde anomi kavramsallaştırması muğlak kaldığı için o sonradan bu kavramı
“İntihar” (Suicide) adlı eserinde ayrıntılı olarak tasvir etmiştir (Turner vd., 2013: 362, 372). Durkheim’ın anomi kavramı
ile tam olarak ne ifade etmek istediğini anlamak için kavramın etimolojik anlamlarının incelenmesi gerekir. Anomi anomie, anomy- kavramı, “Yunanca olumsuzluk bildiren a ön ekiyle, yasa anlamına gelen nomos teriminin birleşiminden”
meydana gelir (Cevizci, 2005: 115). Zira kavram Klasik Yunancada sık sık yasasız anlamına gelen anomos terimiyle
ilişkilendirilir (Marshall, 1999: 32). Fransızcada ise, daha çok düzensizlik ve kanunu ihlal etme anlamlarında
kullanılmaktadır (Dönmezer, 1990: 257).
44
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle