E/CN.4/2002/60/Add.2
Sayfa 11
Verheugen, Avrupa Parlamentosu’nun “Türkiye’deki bireyleri etkilemesi bakımından gerçek
insan hakları durumunda bir iyileşme olmadığı” değerlendirmesine katıldığını belirtti.23
21. Özel Raportörün ziyareti sırasında, Mart 2002’de tamamlanması planlanan ve “mini
demokrasi paketi” olarak anılan yasal değişiklikler, kamuoyunun gündemindeydi. Bu yasalar,
Ekim 2001’de yapılan anayasa değişikliklerini yasalara tercüme etmeyi amaçlıyordu. Bu
değişiklikler herkes için tatmin edici olmayabilir.24 Yasaların etkisi, özellikle yargının nasıl
yorumlayacağına bağlı olarak, zamanla görülecektir. Milli güvenliğe karşı suçların unsurlarının
yeniden tanımlanması,25 “Türk milli çıkarlarına” öncelik veren Anayasa anlayışı veya yasadaki
özel formulasyonlar esasında şekillenebilir. Bu yasa değişikliklerinin yapıldığı dönemde, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye hakkında verdiği kararlar kamuoyunun gündeminde çokça
tartışılıyordu. Bu kararlar, Avrupa içersinde insan hakları güvencelerinin devletlerin üstünde
uygulanması yolunda sağlanmış olan ilerlemeye kanıt oluşturuyordu. Uluslararası insan hakları
hukukunu iç hukukta doğrudan uygulama doğrultusundaki eğilim, Türkiye hukukunu
uluslararası insan hakları hukukunun gereklerine uyarlamak için gerekli zaman ve çabaları asgari
düzeye indirgemek açısından bir seçenek teşkil edebilir.
C. Uluslararası İnsan Hakları Hukukunun doğrudan uygulama olanağı
22. Türkiye, uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olmak konusunda hayli seçici bir
ülkedir. Eğitim ve öğrenimle ilgili hükümler içeren ve raporlama gerektiren uluslararası insan
hakları sözleşmeleri arasında Türkiye, sadece ikisine, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Önlenmesi Sözleşmesi (1986) ile Çocuk Hakları Sözleşmesine (1995, önemli çekinceler
koyarak) taraf olmuştur.26 Türkiye, ayrıca Avrupa Konseyi üyesi bir ülke olarak, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesine de taraftır; Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) dışında ihlallere karşı
yaptırım konusunda uluslararası tek başvuru yolu bu Sözleşme kapsamında sağlanmıştır. Sadece
son bir yıl içinde Strasbourg Mahkemesi, Türkiye ile ilgili yaklaşık 200 davayı incelemiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, eğitim ve öğrenim hakkıyla ilgili insan hakları güvencelerine
ilişkin olarak çok az sayıda dava konusunda karar vermiştir.
23. Özel Raportör’ün görüştüğü İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Nejat Arseven, insan
haklarına ilişkin olarak son zamanlarda yapılan, yapılmakta olan ve yapılacak olan yasal
değişikliklerle ilgili iyimser bir tablo sunmuştur. Türkiye’de yasama faaliyetleri gerçekten de
hızla devam etmektedir. 2001 yılında yüzden fazla yeni yasa çıkarılmıştır ve 2002 için de aynı
23
Avrupa Komisyonu genişlemeden sorumlu üyesi Gunther Verheugen’in Avrupa Parlamentosunda Türkiye ile ilgili
genel kurul oturumunda yaptığı konuşma, Brüksel, 24 Ekim 2001, Document SPEECH/01/487 25 Ekim 2001,
(europa.eu.int/comm/enlargement/turkey).
24
“Modification seen to be short of satisfying the EU”, Turkish Daily News, 8 Şubat 2002.
25
Bu raporun yazıldığı sırada Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanununun değiştirilen maddelerinin resmi
çevirisi mevcut değildi. Resmi olmayan raporlara göre, “Devlete hakaret” suçu yasada korunmuş, ancak öngörülen
hapis cezası 6 yıldan 3 yıla düşürülmüştü. Irksal, etnik ya da dinsel nefrete sevk etme suçunu düzenleyen hükme ise,
“kamu düzeni açısından tehdit oluşturacak tarzda” ifadesi eklendi. (“Reform law sent to Sezer for final OK”, Turkish
News, 8 Şubat 2002; “Reform package hurdle finally over”, Turkish Daily News, 8 Şubat 2002.)
26
Türkiye, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi, 13 Ekim 1972’de,
Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası
Sözleşmesini 15 Ağustos 2000 tarihinde imzaladı. Fakat raporun yazıldığı sırada bu sözleşmelerin onanmasına dair
bir işaret yoktu.