ilişkilidir. Bu sebeple bu yıllar toplumsal gelişim ve uyum yılları olarak da
tanımlanabilir. İlk sosyal uyumlarını gerçekleştirirken kendilerine deneyim imkanı
sunan, özgür bir aile ortamında, yeterli ölçüde sevgi ve güvenle yetiştirilen çocuklar,
ergenlik dönemine geldiklerinde başarılı olmaları için gerekli koşulları mevcut
demektir [9]. Ebeveynler, ergenlerle sosyal ve politik konularla ilgili benzer görüşe
sahip olsalar da müzik tercihleri, saç şekilleri, giysiler gibi birçok konuda anlaşmazlığa
düşmektedirler. Ergenliğin ‘fırtına ve stres dönemi’ şeklindeki nitelendirilmesi,
ebeveynler ve gençler arasındaki bu çatışmaları/ anlaşmazlıkları ifade etmektedir.
Ebeveynler ne zaman çocuklarının özerkliğini kabul ederlerse o zaman bu
çatışmalarda azalma görülmektedir [8, 11]. Genç birey özerklik ve bağımsızlık ihtiyacı
doğrultusunda ailesinden arkadaş grubuna doğru yönünü değiştirmektedir. Buna
rağmen aile birçok konunun çözümü için başvurulacak temel dayanak olma
fonksiyonunu korumaktadır [10].
Duygusal gelişim ise, doğum itibariyle başlayan ve yaşam boyunca devam eden
bir süreçtir. Özellikle gençler içinde bulundukları çevrede yaşanan birçok olaya karşı
duyarlılık göstermekte ve yaşanan bu olaylara çeşitli şekillerde tepki vermektedirler.
Ergenlerin duygusal olarak gösterdikleri belirtilerin en belirgin özelliği duygusal
durumdaki düzensizlik ve duygusal durumun hızlı değişmesidir. Aynı olaya bir gün
önceki tepkisi ile bir gün sonraki tepkisi birbirinden farklı olmaktadır. Neşeli ve mutlu
iken birdenbire üzülebilir veya tam tersi bir duygu değişimi yaşayabilmektedir.
Duygusal açıdan erkeklerin kızlardan daha yavaş olgunlaştıkları gözlenmektedir [8,
9].
Çocukluk ile ergenlik dönemi arasındaki duygusal açıdan en bariz fark, çocuklar
öfke, sevinç ve kızgınlık gibi duygularını açık davranışlarla ve o anda ifade
etmektedirler;
gençler
ise
duygularını
gizleyip
maskeleme
çabası
içine
girebilmektedirler. Gençlik çağı, abartılmış, hızlı ve kolay değişen duygulanım ve
coşkularla yaşanmaktadır. Gençler sevinçten sıkıntıya, kızgınlıktan taşkınlığa değişen
çeşitli duygulanım ve coşku durumlarından kaynaklanan iletişimler kurmaktadırlar
[20]. Ergenlik döneminde en yoğun hissedilen duygular ise, çekingenlik, kaygı, korku
ve öfkedir [11].
9