ilişkiyi ortaya koymuştur. Ergenlikte yaşanan sorunlu davranışlar ve suça sürüklenme ile doğumda yaşanan travmalar (oksijensiz kalma gibi) ve beyin limbik sistemindeki problemler arasında bağ olabileceğini vurgulamıştır. Psikolojik yaklaşım, Freud’un kuramına dayanarak suçu açıklamaktadır. Psikanalitik kuramın kurucusu Freud (1949) id, ego ve superego kavramları ile erken çocukluk döneminde kişiliğin oluşumunu açıklamıştır. İdin ilkel dürtüleri ego tarafından kontrol altında tutulur. Freud’a göre çocuğun kişiliği beş yaşına kadar gelişir ve bu dönemde gerçekleşen herhangi bir duygusal, travmatik deneyimin etkisi ömür boyu sürebilir. Çocuklukta yaşanan bilinçli veya bilinçdışı duygusal travmalar bireyin yaşamı boyu sürecek psikolojik sorunlarına temel oluşturur. Suç işleyen kişiler zayıf veya hasarlı egoya sahiptir (Siegel, 2016: s. 167). Ego, öğrenme ve deneyim ile şekillenir. Superego ise ailenin ve çocuğun çevresindeki önemli kişilerin ahlaki değerlerini yansıtır. Suça sürüklenen kişiler id merkezli hareket etmektedir. Bu kişiler psikolojik savunma mekanizmaları geliştirmede ve duygularını kontrol altında tutmakta zorluk çekmektedir (Siegel, 2016: s. 167). Psikanaliz psikolojik suç çalışmalarına temel oluşturmakla beraber zaman içinde yerini birey ve çevre arasındaki etkileşime daha çok odaklanan gelişimsel modellere bırakmıştır. Yapılan çalışmalarda, dikkat eksikliği/hiperaktivite, öğrenme bozukluğu, okul başarısında düşüklük ve benzeri antisosyal davranışlar gösteren çocukların, su��luluk oranı yüksek akranları ile daha fazla yakınlaşma eğiliminde oldukları saptanmıştır. Gelişimsel yaklaşıma göre insan davranışı belli gelişimsel adımları izler ve gelişimsel sıra izlenerek insan davranışları büyük oranda öngörülebilir. Suç işleme davranışının tepe yaşı on dörttür. On yedi yaş sonrası suç işleme davranışında düşüş görülmektedir. Çocuk ve gençlerde suç davranışı ergenlikle sınırlı suçluluk veya yaşam boyu suçluluk olarak ikiye ayrılan eğilim gösterebilmektir. Antisosyal davranışların zirve yaşının okul öncesi dönem olup, bu dönemde gözlenen fiziksel şiddetin ileriki yıllardaki suç işleme davranışının belirgin bir göstergesi olduğu bulunmuştur (Bartollas ve Schmalleger, 2017, s. 57-73). Pozitivist bilim anlayışı suçluluğu biyolojik, psikolojik ve sosyolojik faktörler ile açıklar. Biyolojik yaklaşıma göre kıvrık burun, çene büyüklüğü, çıkıntılı elmacık kemikleri gibi dış görünüş ve kalıtımsal biyolojik bozukluklar ile suç davranışı arasında pozitif ilişki vardır. Psikolojik yaklaşımlar suçu sapkın kişilik özellikleri ve benzeri psikolojik anormalliklerle ilişkilendirmektedir. Sosyolojik yaklaşımlar ise suçu kişinin 13

Hedef paragraf seç3