Fenomenolojik sosyoloji ise, entelektüel köklerini E. Husserl (1859-1938) ve A.
Schutz’un
(1899-1959)
çalışmalarından
almaktadır.
Fenomenolojik
sosyoloji,
sosyolojideki diğer düşünce akımlarından (örneğin pozitivizm, işlevselcilik) farklı olarak;
sosyal yapının insan davranışını etkilemedeki rolüne meydan okur. Fenomenolojik
toplumbilimciler öğrenilmiş kültürel kalıpları “paranteze alarak”, insanların toplumsal
durumları nasıl tanımladıklarını inceler. Husserl fenomenolojiyi insanın duyuları ile
kavrayabileceği şeyler olarak tanımlamış ve Schutz, Husserl’in felsefesini sosyolojiye
uygulama çabası içinde olmuştur. Schutz’a göre sosyolojinin bu dalı, bireyin günlük
hayat durumlarına atfettiği anlamlarla ve bireylerin kendi durumlarını nasıl
tanımladıklarıyla ilgilidir (Wallace ve Wolf, 2013, s. 349-356). Fenomenolojik
sosyolojide gündelik yaşamda kesintisiz bir eylem akışı olarak ortaya çıkan doğal
tutumlar ve deneyimler için ‘yaşam dünyası” kavramı kullanılmaktadır. Toplum
bilimcinin görevi, gündelik hayatın gerçekliği içinde bireylerin niyet ve amaçlarını
tanımlayıp, yaşam dünyasının yapısını irdeleyip açıklamaktır (Swingewood, 2014, s. 290291).
Fenomenolojik sosyoloji gündelik hayat üzerinde durur. Fenomenolojik
sosyolojinin temel konusu, pratik yönelimli sağduyulu kişi ve onun deneyimlediği yaşam
dünyasıdır. Fenomenolojik sosyoloji sosyal gerçekliğin incelenmesinde öznelliğin
önemini vurgular. İnsan öznelliği yalnızca sosyal güçler tarafından belirlenmez. Bu
öznellik etkileşim içinde oluşur ve toplumsal gerçekliği şekillendirir. Fenomenolojik
sosyoloji için toplumsal gerçeklik, insan faaliyetinin bir ürünü olarak kabul edilmelidir.
Fenomenloji bu toplumsal süreci “tipleştirme” (İngilizcesi typification) kavramı ile
açıklamaktadır. İnsanlar etraflarındaki dünyayı tipleştirme süreçleri ile anlamlandırırlar.
Örneğin kişi bir mektup gönderiyorsa, mektup gönderme süreçlerinin tipik şekilde doğru
işleyeceğine ve mektubunun adrese ulaşacağına dair varsayıma sahiptir. Sosyolojinin
görevi, bu üretici veya kurucu süreci bireysel öznellikleri dikkate alarak anlamaktır.
Fenomenolojik sosyolojinin kurucusu kabul edilen Schutz, Weber’in sosyolojisi ile
Husserl’in fenomenolojik metodunu birleştirmeye çalışmıştır. Schutz’un yaşam dünyası
ve bunun incelenmesiyle ilgili fikirleri Berger ve Luckmann tarafından Gerçeğin Sosyal
İnşası eserinde bir adım ileri taşınmıştır ve Mead’in Sembolik Etkileşimciliği ile
birleştirilmeye çalışılmıştır. Berger ve Luckmann fenomenolojik bakışı kimlik,
sosyalleşme, sosyal roller, dil, normallik/anormallik gibi kavramlara uygulamaya
çalışmışlardır. Onlara göre toplumsal gerçekliğin inşası dışsallaştırma, nesnelleştirme ve
76
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle