Karantina koğuşlarına ilişkin CİSST’e çok sayıda başvuru ve şikayet gelmiştir. Bu şikayetleri karantina koğuşları
arasında farklılaşan uygulamalar, koğuşların koşulları ve mahpusların sağlık hakkına erişirken yaşadıkları
sorunlar olarak sıralamak mümkündür.
Pandeminin ilk aylarında hapishaneden hapishaneye değişen uygulamalar mahpusların kötü muameleye maruz
kalmalarına neden olmuştur. Karantina koğuşlarının kullanımında da bu durum söz konusudur. Örneğin bazı
hapishanelerde farklı hapishanelerden sevk edilen veya farklı gerekçelerle kuruma kabul edilen mahpusların ilk
aşamada karantina koğuşlarında bekletilmeden kalacakları koğuşlara alındığı aktarılmıştır. Zamanla bu anlayış
değişmiş ve pandeminin ilk aylarında hapishaneden hapishaneye değişen uygulamalar mahpusların kötü
muameleye maruz kalmalarına neden olmuştur. Karantina koğuşlarının kullanımında da bu durum söz konusudur.
Örneğin bazı hapishanelerde farklı hapishanelerden sevk edilen veya farklı gerekçelerle kuruma kabul edilen
mahpusların ilk aşamada karantina koğuşlarında bekletilmeden kalacakları koğuşlara alındığı aktarılmıştır.
Zamanla bu anlayış değişmiş ve 2020 yılının sonunda tüm mahpusların olası temas durumlarında karantina
koğuşlarında —süreler zaman zaman değişse de— kalmaları zorunlu hale gelmiştir. İzolasyon ve karantina
koşullarının süresinin 14 gün olduğu söylense de farklı gerekçelerle belirsiz şekilde uzaması, mahpusların
kendi eşyalarının olduğu koğuşlarına erişememelerine, havalandırmadan faydalanamamalarına, aileleriyle ve
yakınlarıyla iletişime geçememelerine sebep olmuştur.
Karantina koğuşlarında kalan mahpuslara gazete, radyo, TV, kitap gibi ihtiyaçları verilmemiş, bilgiye erişim
imkânları bu koğuşlarda iyiden iyiye sınırlandırılmıştır. Bu süreçte COVID-19 olan mahpusların sağlık durumlarına
ilişkin ailelerine de bilgi verilmemiştir. Dışarıyla temasın devam edebilmesine yönelik herhangi bir destek
programının olmaması, mahpusların süreçle ilgili endişelerini artırmış ve bu durum birçok mahpusun ruh sağlığını
da olumsuz etkilemiştir.
Karantina koğuşu veya odaları olarak nitelendirilen mekânların koşulları hapishaneden hapishaneye değişmiştir.
Bazı hapishanelerde bunlar için özel alanlar ayrılırken, bazı hapishanelerde ise kapasite yetersizliği, koğuş
niteliğinde boş alanların bulunmaması sebebiyle görüş için kullanılan görüş kabinleri, sosyal aktiviteler için
kullanılan atölyeler gibi COVID-19 ile işlevsizleşmiş yerler koğuşlara dönüştürülmüştür. Bu odaların koğuş yapısına
göre tasarlanmaması, karantina koğuşuna dönüştürülürken havalandırma, tuvalet ve banyo gibi ihtiyaçlara göre
yeniden organize edilmemesi birçok soruna sebep olmuştur. Hızlıca koğuşa çevrilen bu alanlarda yatak, dolap,
masa gibi eksiklikler de çok uzun süre çözülememiş, mahpuslar karantina sürelerini zaman zaman yerde yatarak
geçirmiştir. Karantina koğuşlarının hijyenik olmaması, mahpusların yeterli ve düzenli temizlik malzemesine
erişimlerinin olmaması koşulları daha da zorlaştırmıştır.
Pandeminin ilk aylarında açık hapishanelerin karantina koğuşunda kalan mahpuslar, ortak kullanım alanlarını,
yemekhaneleri, tuvaletleri ve banyoyu diğer mahpuslarla birlikte kullanmışlardır. Pandeminin ortalarında
yemekhanelerin ayrılması mahpuslar için bulaş riskini azaltsa da karantina koğuşuna gelen yemeklerin
taşınması için kullanılan materyallerin temizliğinin koğuşta kalan kişiler tarafından yapılması bulaş riskini tekrar
gündeme getirmiştir. Bu koğuşlarda tabak, çatal ve kaşıkların yeterince temizlenmediği, temizliğin yalnızca
sudan geçirilerek yapıldığı aktarılmıştır.
15