sosyalizasyon kurumu olduğunun altını çizmektedirler. Burada akran gruplarının ise görece daha az önemi olduğu belirtilmektedir. Böylece çocuklukta biçimlenen kendini kontrol yetenek derecesinin, o kişinin yaşamı boyunca göreceli bir şekilde sabit kaldığı görülmektedir (Akers, 1999: 111). Kendini kontrol yeteneği zayıf olanlar, risk alıcı, duyarsız, öngörüsü bulunmayan, düşüncesiz ve sözel iletişimde zayıf kişiler olarak ifade edilmektedir. Bu nedenle suçlu davranış veya alkol, sigara ve/veya uyuşturucu kullanma, kumar oynama, evlilik dışı çocuk sahibi olma gibi sapkın davranış eğilimleri sergileyebilmektedirler. Bu özelliklere suçtan sorumlu tutulma yaşına kadar görülebildiği gibi kişinin yaşamı boyunca devam etme özelliği vardır (Bartollas, 2006: 153). Suçların tümü ve bunlara eşit olan davranışlar, kısa vadeli olma, hızlı tatmin sağlama, heyecan ve kolay olma özelliklerine sahiptir. Bu eylemlerin çekici olmasının sebebi taşıdıkları özelliklerdir. Bu tarz eylemler risk alan, duyarsız, öngörüsüz, düşüncesiz ve sözel iletişimi zayıf kişilere daha cazip gelmektedir. Kendini kontrol yeteneği zayıf olan kişiler, yalnızca kendileri için hemen ödülü/getirisi olan eylemleri düşünmektedirler. Davranışlarının diğerleri üzerindeki etkisini veya uzun süreli sonuçlarını düşünmezler (Gibbs vd., 2003: 442-443). Sosyal kontrol kuramı genel olarak suç olgusuna, bireylerin toplumsal norm ve değerlere karşı bağlılık düzeyleri bağlamından bakmaktadır. Bu kuramda bireylerin, aile, arkadaş, okul ve din gibi geleneksel unsur veya kurumlara bağlılık düzeylerinin güçlü olması önemlidir. Çünkü bu olgular, suçluluğu engelleyen işleve sahiptirler. Benzer olarak, geleneksel kurumlara bağlılık düzeyinin zayıflığı derecesinde, insanların suç işleme olasılıkları da artış göstermektedir. Çocukların ebeveynleri, kardeşleri ve arkadaşlarıyla olan bağlarının zayıflaması, onlara karşı duyduğu saygının azalma durumu suç işleme oranlarının artmasına sebep olmaktadır (Bal, 2004: 20). Son olarak sosyal kontrol kuramında, “uyum” kavramının merkezi bir önemi olduğunu belirtmek gerekir. Özellikle fonksiyonalist yaklaşımın gündeme geldiği dönemlerde, sosyal kontrol kuramında suç olgusuna, bireylerin kurumsal ve toplumsal uyum kavramı üzerinden bakılması kuramın fonksiyonalist bakış açısından etkilendiğinin bir göstergesidir (Kızmaz, 2005: 165). Bu durumda sosyal kontrol kuramında suç olgusunu ve özelde de çocuk suçluluğunu değerlendirmek gerekir. 2.4.2. Sosyal Kontrol Kuramında Suç ve Çocuk İlişkisi Sosyal kontrol kuramı, özellikle çocukluk dönemlerinde içsel denetim mekanizmasının yeteri kadar gelişememesi ve sonraki dönemlerde işlev bozukluğuna uğraması ile birlikte aile ve okul çevresinden edindiği sosyal rollerin çatışması halinde bireylerin suçlu ve sapkın davranışlar geliştirdiğinin üzerinde durmaktadır (McShane ve Williams, 2007: 133-134). Bununla birlikte Hirschi, bireyin toplum ile olan bağını dört temel unsur ile açıklamaktadır (Hirschi, 1969’dan aktaran: Cömert ve Sevim, 2017: 36): 63

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle