1. Bağlılık: Yeterli düzeyde bağlılığın bulunmaması (özellikle anne, baba ve okula), 2. Taahhüt: Yetersiz düzeyde taahhüt, özellikle mesleksel ve eğitimsel başarı, 3. Katılma: Sportif ve izcilik oluşumlar gibi geleneksel aktivitelere yetersiz katılım, 4. İnanç: Hukuk ve ahlaka olan inancın yetersiz olması suçlulukta etkin faktörlerdir. Dört temel kontrol mekanizmasıyla öngörülen “sosyal bağ teorisi”yle Hirschi (1969), bireylerin suç işlemelerine engel olan temel koruyucuları açıklamaktadır. Bu faktörleri meydana getiren zafiyetlerin bireyi yavaş yavaş suç işlemeye müsait hale getirdiğini belirtmektedir. Dolayısıyla, söz konusu teori kapsamında suçun engellenmesi, bireyi topluma bağlamakla yakından ilişkilidir (Dolu, 2011: 53). Burada “Amerikan Sosyoloji” dergisinde yayımlanan Wiatrowski vd. (1981)’ne ait makalede sosyal bağ oluşum mekanizmalarını da aktarmak gerekir. Yazarlar Hirschi’den ayrı olarak katılma yerine meşguliyeti koymuşlardır. Wiatrowski vd.’nin bahsettiği mekanizma açıklamaları aşağıda özetlenmektedir (Hirschi, 1969’dan aktaran: Küçükyılmaz, 2018: 27): 1. Bağlılık: Burada asıl odak noktanın aile olduğu görülmektedir. Bireylerin kendileri için önem arz eden bireylerle kurduğu bağlar esas alınmaktadır. Aile, bağlılığın kaynağıdır. İlk rol model, aile bireyleri olarak kabul edilmektedir. 2. İnanç: Kişilerin sosyal değer olarak gördüğü inanç vurgulanmaktadır. Sosyal değerlere inancın az olması, daha çok suç davranışını beraberinde getirecektir. İnanç kavramıyla birlikte sosyal yapıda herkesin kabul ettiği değerler sistemi vurgulanmaktadır. Bu değerler sisteminin bireyi suç işlemekten alıkoyduğu belirtilmektedir. 3. Meşguliyet: Kişinin sosyal olarak kendisini güçlü ve başarılı bir birey olarak tanımlaması için meşgul olduğu işleri kapsamaktadır. Üniversiteye gitme, iyi bir iş sahibi olma gibi durumlar meşguliyet kavramı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Bu tarz aktivitelerin bireyi meşgul etmesi sebebiyle bireyin suçtan uzaklaşacağı düşünülmektedir. 4. Taahhüt: Bireylerin ileriye dönük hedeflerine ulaşabilmeleri için harcadıkları enerjiler bütününü kapsamaktadır. Yukarıda ifade edilen dört unsurun, toplum ve birey arasındaki bağları etkilediği belirtilmektedir. Bu anlamda, Hirschi, suç işleme eyleminin bireyin doğasında var olduğunu ve bireyi topluma bağlayan bağların zayıf olması durumunda suçun ya da sapma davranışın ortaya çıktığını vurgulamaktadır. Böylece, güçlü bağların bireyleri kontrol altına alarak onların suç işlemelerini önlediğinin altı çizilmektedir (Ünal, 2008: 58). Sosyal kontrol kuramıyla suçluluk kavramını ilişkilendiren modern anlamdaki öncü isimler Hirschi ve Gottfrenson, suçluluk açıklamalarını düşük benlik kavramıyla yapmaktadırlar. Küçük yaşlardan sonra yetersiz sosyalleşen kimselerin içsel denetimlerinin başarısız olacağı, bu durumun uyum ve sosyalleşme sorununu ortaya çıkarıp, söz konusu sosyal denetimin başarısızlıkla 64

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle