sebebinin de sosyal kontrol kurumları ve diğerlerinin sapkın olarak etiketlemeleri olduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda söz konusu kuramda Edwin Lemert tarafından vurgulanan iki kavramın öne çıktığı görülmektedir (Hagan, 2011: 178; Bernburg vd., 2008: 287): 1. Birincil sapma: Kişinin ilk sapma eylemidir. Geçici, keşfedici veya üstü örtülebilen olabilmektedir. Bir çeşit vergi kaçırma biçimi olarak gelirin az gösterilmesi ya da ergenlik döneminde bir gencin merak etmesi sebebiyle uyuşturucu kullanması örnek olarak verilebilir. Bu tarz örneklerde bireyin kendi gibi toplumun da onu sapkın ya da suçlu olarak görmemesi önemli bir detaydır. 2. İkincil sapma: Kişinin davranışlarının “sapma” olarak algılanması veya etiketlenmesi sonucunda bireysel tecrübelerin psikolojik anlamda yeniden yapılandırılmasıyla ilişkilidir. Buradaki önemli ölçüt, toplumun suçla ilgili bilgisinin olmasıdır. Sapkın davranış sergileyen kişiye devletin resmi kurumları tarafından müdahale etmesi neticesinde birey artık resmi bir sapkın olarak etiketlenmektedir. Çocuk ve genç suçluluğunda önemli olduğu görülen “resmi etiketlenme”, sapkın olan gruplara katılımı artırmaktadır. Resmi anlamda etiketlenen bireyin artık kendinin sapkın olduğunu kabullendiği; kendisini böyle tanımlaması neticesinde tekrar sapkın davranışa yöneldiği belirtilmektedir. 2.3.3. Sosyal Çatışma Kuramları Sosyal çatışma, konuyu komünist ve sosyalist bir bakış açısıyla değerlendiren Friedrich Engels ve Karl Marx tarafından ortaya atılan bir kuramdır. Sosyal adalet ve yerleşik toplumsal düzenin tamamıyla güçlülerin elinde olduğu ve güçsüzlerin sömürüldüğü belirtilmektedir. Bu şartlarda, sömüren kudretli kimseden kendini koruma mücadelesi verilmektedir. Güçlü kimse ise avantajını kaybetmemek adına mücadeleye girişmektedir. Bunların neticesinde de birçok suçun işlendiği gözlemlenmektedir. İlgili kurama göre suç, kapitalist düzenin bir sonucu şeklinde değerlendirilmektedir. Bunun önlenmesi için ayrımcı olmayan ve eşit davranılan sosyal bir düzene ihtiyaç vardır (Dolu, 2011: 55). Çatışma kuramında toplumda bir birey suçlu olarak etiketlenmiş ise bunun muhakkak bir nedeni olduğuna inanılmaktadır. Bu etiketlerin ilgilerle ilişkili olması durumunda ilgilerin değişmesine bağlı olarak durumun da değişeceği belirtilmektedir. Çatışmacı kuram, gücü elinde tutmak için en iyi yolun sosyal kurumlara hâkim olmak olduğunu vurgulamaktadır. Burada “sosyal çatışma” bir silah olarak görülmektedir. Hukuku elinde tutan kişi güçlüdür. Hukuk bir anlamda güç aracıdır. Ralf Dahrendorf çatışmayı, Max Weber gibi sanayi toplumlarında yaşanan sosyal değişimin doğal bir sonucu olarak değerlendirmiştir. Çatışma kuramında geleneksel teorilerden farklı olarak 55

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle