Durkheim’ın genel kuramının en önemli kavramlarından biri ortak (kolektif) bilinç’tir21. Toplumsal yaşam içeriden dışarıya ve merkezden çevreye kadar ortak bilinci temsil etmektedir (Tiryakian, 2010: 254). Toplumsal yaşam değiştikçe ortak bilincin doğası da değişir (Durkheim, 1947: 287). Durkheim’a göre, “ortak bilinç ne kadar yaygın, güçlü ve özelleştirilmiş olursa, o kadar da suç olarak nitelenen hareket, yani bir zorlayıcı ya da yasağı çiğneyen hareket ya da doğrudan ortak bilince ters düşen hareket olacaktır.” (Aron, 2010: 233). En genel anlamıyla, toplumsal yaşamdaki seçimler ve suç bireyin dışında olup, toplumdaki norm ve değerlere göre belirlenmektedir. Bu nedenle, insan davranışının ve özelde insanın suç teşkil eden davranışının açıklaması bireyde değil, grup ve sosyal organizasyonda temellenir (Zembroski, 2011: 242; Adler vd., 2018: 102). Durkheim, insanların birbirlerinden çok farklı olduklarını ve ihtiyaçlarını karşılamak için farklı yöntemler ve davranış biçimleri kullandıklarını ifade etmiştir. Dolayısıyla, bu insanların bazılarının suça başvurması veya ortak bilinç tarafından suçlu olarak etiketlenmesi tabii bir durumdur (Siegel, 2006: 9). Durkheim’a göre, bu etiketleme süreci, iyi insanları birbirine bağlayarak, onların kötülerden korunmasını sağladığı için sosyal çimento görevi görür (Boyacıoğlu, 2018: 237). Durkheim’ın suçluluk çalışmalarına en önemli katkılarından biri suçun tüm toplumlarda görülen “normal” ve “fonksiyonel” bir sosyal olgu olduğunu ortaya koymasıdır. Suçun olmadığı bir toplum tasavvuru mümkün değildir. Aksi durumda toplumsal gelişim ve değişim için gerekli olan farklılıklardan bahsedilemez. Durkheim’a göre, suçtan arındırılmış bir toplum ya aşırı baskıcıdır ya da insanın gerçek kimliğinden kopmuş olduğunun bir göstergesidir. Toplumdaki adaletsizliklere de dikkat çekmesi bağlamında suç her sağlıklı toplumun bütünleyici bir parçası olarak kamusal sağlığın bir unsuru ve toplumsal değişim aracıdır. Suç, ona karşı olan bireylerin fikir birliği yapmasına yardımcı olarak, sosyal dayanışmayı artırmaktadır. Görülüyor ki, suç toplum dışı kalması gereken bir kötülük değildir. Aksine suç oranı belirli bir seviyenin aşırı ölçüde altına düştüğünde, sevinmek şöyle dursun, bunun apaçık toplumsal bir bozuklukla ilintili olduğu söylenebilir. Suçlu davranışı ve temelde suçun kaynağını yok etmek üzere girişilen her çabanın kendisi yeni suçların kaynaklarının oluşması için zemin hazırlar. Suç yalnızca yere ve zamana göre biçim değiştirir. Her yerde ve her zaman cezai yaptırıma tabi olacak insanlar söz konusu olmuştur. Suç insan tabiatının bir parçasıdır (Durkheim, 2013: 98-105). Durkheim, tüm toplumlarda suça bağlı olarak, aynı zamanda cezai yaptırımların da mevcut olduğunu ifade etmiştir. Yaptırımlar toplumun yapısıyla uyumlu olacak biçimde değişir. Güçlü bir toplumsal bağın olduğu yapılarda ceza, sapkın davranışta bulunan bireyleri değer sistemine bağlamak, onlara neyin doğru neyin yanlış olduğunu göstermek, bu yolla da toplumun ortak inancını ve dayanışmasını muhafaza etmek için kullanılır. Öyleyse ceza katı olmalıdır. Büyük, kentleşmiş ve heterojen toplumlarda ise ceza, dayanışmayı muhafaza etmek için değil, aksine sapkın davranışta 21 Ortak (kolektif) bilinç kavramı, bir toplumun ortalama üyelerinin ortak inanç ve duygularını ifade etmektedir (Durkheim, 1947: 79; Tolan, 1980: 11; Aron, 2010: 231). 43

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle