Giriş ve Amaç: Çocuk Koruma Merkezleri; başta istismar veya ihmal mağduru ve suça sürüklenmiş çocuklar olmak üzere, adli sisteme dahil olmuş çocuk olguların multidisipliner ve bütüncül bir yaklaşımla tanı, tedavi, raporlama süreçlerinin yürütülmesinin yanı sıra bu süreçte çocukların ikincil örselenmelerini engellemek ve çocuğun üstün yararı ilkesini azami ölçüde gözetmek gibi amaçlarla kurulmuşlardır. Çalışmamızda, 2010 yılında kurulmuş olan Kocaeli Üniversitesi Çocuk Koruma Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde değerlendirilen olgular geriye yönelik incelenerek, çocukların adli sisteme dahil olma konusundaki risk faktörlerini araştırmak, adli süreçlerden en az düzeyde etkilenmeleri veya hiç etkilenmemeleri için yapılacak çalışmalara katkı sunmak ve bu alanda çalışan uzmanlara yönelik yeni yaklaşımları da içeren öneriler geliştirilmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamızın örneklemi Kocaeli Üniversitesi Çocuk Koruma Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı'nda değerlendirilmiş ve hakkında rapor düzenlenmiş çocukları içermektedir. Cinsel ve fiziksel istismar mağduru olma, suça sürüklenme, velayet, kati rapor, maluliyet raporu, erken evlenme izni hususlarında rapor düzenlenmesi istenen, WISC-R zekâ testi uygulanmış 01/01/2016 – 31/12/2022 tarihleri arasında başvuru yapan 438 çocuğa ait raporlar, adli ve tıbbi dosyalar birlikte incelenerek retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Olguların olay tarihlerinde yaş ortalaması 12,51 olup cinsiyet dağılımında erkeklerin küçük bir farkla sayıca fazla olduğu tespit edilmiştir. Olgu grupları özelinde olgu sayıları SSÇ grubunda 178, Cİ grubunda 151, Kati Rapor grubunda 32, MÖEÇ grubunda 24, Velayet grubunda 23, Evlenme İzni grubunda 12 olarak bulunmuştur. SSÇ grubunun büyük oranda erkek cinsiyette olduğu, bu grupta en çok isnat edilen suçun hırsızlık olduğu, görülmüştür. SSÇ grubunda zekâ düzeyinin diğer gruplara kıyasla düşük olduğu, bu grupta DEBH ve DB varlığının diğer gruplardan fazla olduğu görülmüştür. Cİ grubunda ise olgular büyük oranda kadın cinsiyette olmakla birlikte, olgular tarafımıza daha çok ruhsal değerlendirmeler için gönderilmiştir. Bu grupta da zekâ düzeyleri SSÇ dışındaki diğer gruplardan düşük bulunmuş, bu olgularda TSSB ve MDB tanılarının oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca iddia edilen istismarın mahiyeti ile bu ruhsal tanılar arasında bir ilişki saptanmamıştır. Fiziksel istismar grubunda da travmaya bağlı ruhsal bulgular oldukça yüksek saptanmış, bu gruptaki olguların üçte ikisinin parçalanmış aile yapısına sahip olduğu görülmüştür. Kati rapor grubundaki olguların yaklaşık üçte birinde DEHB olduğu görülmüştür. Velayet grubundaki olgularda zekâ düzeyi diğer tüm gruplardan yüksek 163 bulunmuştur. Bu gruptaki olguların büyük çoğunluğunda boşanma süreci kaynaklı ruhsal etkilenim bulunduğu saptanmıştır. Evlenme İzni grubundaki tüm olguların kadın cinsiyette olduğu, bu grupta da zekâ düzeyinin ve eğitim düzeyin düşük olduğu görülmüştür. Sonuç: Kocaeli Üniversitesi Çocuk Koruma Araştırma ve Uygulama Merkezi'ne adli makamlarca gönderilen olgular multidisipliner ve akademik bir çalışma disiplini içerisinde değerlendirilmektedir. Bu merkezde çocukların üstün yararı ilkesi en önde gözetilerek akademik ortamda detaylı olarak incelenmekte ve hatta gerekli olgularda tedavi süreci de başlatılmaktadır. Sağlık Bakanlığı Çocuk İzlem Merkezlerinin sayısını hızla artırırken, Çocuk Koruma Merkezleri ülkemizde halen 11 üniversite bünyesinde bulunmaktadır. Ülkemizde 100'den fazla tıp fakültesi bulunduğu göz önüne alındığında, akademik ortamın yüksek olduğu bu tür merkezlerin daha fazla açılmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çocuk koruma merkezi, suça sürüklenen çocuklar, çocuk istismarı, velayet, erken evlenme, maluliyet