E/CN.4/2002/60/Add.2
Sayfa 7
insan hakları yükümlülükleri konusunda Özel Raportörün temel bulgu ve önerilerinin özetine yer
verilmektedir.
I. GENEL BAĞLAM
8. Özel Raportörün ziyareti sırasında öğrenmekten kendini alıkoyamadığı Türkçe sözcük, krizdir.
Gerçekten de Türkiye, derin ve çok boyutlu bir kriz döneminden geçmektedir. Bu krizin bütün
veçheleri, eğitim ve öğrenim alanında yansımasını bulmaktadır. Öğrenimin mevcut problemlere
karşılık vermesi ve onların çözülmesine katkı yapması açısından, eğitim ve öğrenim alanında
geniş görüşlülük, ısrar ve ciddi ölçüde yatırım gerekecektir.
9. Türkiye’nin gayrisafi milli hâsılası, 2001 yılında tahminen yüzde 8,5 oranında azalmıştı ve
Hükümet, ülkenin derin bir iktisadi küçülme yaşadığını kabul ediyordu.3 Ekonomiden sorumlu
Devlet Bakanı Kemal Derviş, 4 Şubat 2002’de, Türkiye’nin 1945’ten beri en kötü durgunluk
dönemini atlatmakta olduğunu açıkladı; fakat bu dönemin işsizlik ve yoksullaşma açısından
etkileri, ancak iktisadi büyüme yüzde 6 veya 7 düzeyinde gerçekleştiğinde beklenebilirdi.4
Benzer durumlarda da görüldüğü gibi, iktisadi kriz, yolsuzluk konusundaki tahammülsüzlüğün
artması ve nüfusun çoğunluğunu etkileyen iktisadi koşulların kötüye gitmesini henüz
durduramayan krizle mücadele stratejilerine halk desteğinin azalmasıyla birlikte gerçekleşiyordu.
İşsizliğin 7 milyon kişiyi kapsadığı iddia ediliyordu ki, bunların 2 milyonu, sadece 2001 yılında
işlerini kaybetmişti.5
10. İktisadi krizle baş etme çabaları, Hükümet açısından ciddi bir zorluk yarattı. Yaklaşık dokuz
yıllık bir sürede dokuz kez hükümet değişikliğinin ardından mevcut üç partili koalisyon
hükümeti, iki yılı aşkın bir süredir iktidardaydı. Nisan 1999 seçimlerinin ardından Demokratik
Sol Parti (DSP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisi (ANAP) bir koalisyon
hükümeti oluşturmuştu. Özel Raportörün ziyareti sırasında ekonomik politikalar konusunda
gözle görünen farklar olmamakla birlikte, ceza hukukunda suçları yeniden tanımlayan hukuksal
reform sürecine dair farklı görüşler vardı. Bu durum, değişim ve süreklilik arasındaki gerilimleri
de ortaya koyuyordu.
11. Gerçekten de, birbiriyle ilgisiz pek çok olay, eğitim ve öğrenimin yaklaşık 70 yıllık mirastan
kaynaklanan farklı yüzlerine vurgu yapıyordu. Laikliğin bir anayasa ilkesi haline gelmesinin 65.
yıldönümünde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, “laiklik olmadan demokrasi ve özgürlüğün
de var olamayacağını” açıkladı.6 Türkiye’nin eğitim ve öğrenim sisteminin diğer bir ana direği
ise, merkezi yapısıdır. Bu alanda da, sorumlulukların merkezi otoritelerden yerel otoritelere
aktarılması konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle, bir değişim sağlanamadı.7
12. 1997 yılında zorunlu öğretim, beş yıldan sekiz yıla çıkarıldı. Türkiye, AB Müktesebatının
Uyarlanmasına dair Ulusal Programda zorunlu öğretimin Avrupa Birliği ortalamasına, yani 9 ila
3
Türkiye Hükümetinin Niyet Mektubu, 20 Kasım 2001 (www.imf.org/External/NP/LOI/2001/tur/05).
“Dervish: Turkey has turned corner in economic crisis”, Turkish News, 5 Şubat 2002.
5
“AKP gives low grades to government”, Turkish News, 5 Şubat 2002.
6
“Sezer: no freedom without secularism”, Turkish News, 6 Şubat 2002
7
“Local government reform bill divides committee”, Turkish News, 7 Şubat 2002.
4