E/CN.4/2002/60/Add.2​ Sayfa 3 karar oluşturma süreçlerine katılımının kurumsallaştırılması, öğretim ve öğrenim kalitesini çarpıcı bir ölçüde arttırabilir. Özel Raportör, ayrımcılık gözetmeme ilkesini, öğrenim, insan hakları ve kalkınmanın temel direği olarak görmektedir. Mevcut ayrımcılık yasakları, sadece ilk adımlardır. Ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına yönelik kapsamlı bir strateji gereklidir. Özel Raportör, bu alanda önceliğin toplumsal cinsiyet ayrımcılığına verilmesini tavsiye eder. Bunun yanı sıra, mevcut istatistikler, yasaklanmış olan etnik köken, din ya da dil gibi bütün ayrımcılık gerekçeleri ekseninde, ayrımcılığın doğası ve kapsamına ilişkin bilgi vermemektedir. Bu nedenle, öğrenim hakkının ayrım gözetmeksizin herkes için sağlanması için hak temelli bir anlayışı içeren istatistiklerin hazırlanması gerekmektedir. Özel Raportörün bu ziyaretinde, öğrenimin kabul edilebilirliği açısından insan hakları standartlarının yokluğuna dikkati çekilmiştir. Başörtüsü sorunu, laiklik ve din özgürlüğü konusundaki temel anlaşmazlığın simgesi olmuştur. Fakat başörtüsü takan kız çocukları ve kadınların öğrenim hakkından dışlanması meselesi için çözüm üretilmemektedir. Dil meseleleri, çok daha fazla anlaşmazlığa sebep olmakta, bu meselenin insan hakları boyutu gölgede kalmaktadır. Anadili Türkçe olmayan çocukların en üstün çıkarı, anadillerinde öğrenim görmektir. Öğrenim sisteminin dili Türkçedir ve bu çocukların Türkiye öğrenim sisteminde öğrenim haklarını kullanmalarını olanaklı kılmak için, anadillerinde öğrenim görmeleri gereklidir. Kürtçe söz konusu olduğunda, Türkçeden başka dillerde öğretim ve öğrenim, ulusal güvenlik kaygılarının gölgesinde kalmaktadır. Özel Raportöre göre, insan hakları yaklaşımının devreye sokulması, bu durumun altında yatan meselelerin çözülmesini kolaylaştıracaktır. Okul içi ve okul dışı öğrenim arasındaki ilişki, millî eğitimin 1920lerde tanımlanmış olan amaç ve hedefleri ile insan haklarının aşamalı olarak bütünleştirilmesine ihtiyaç olduğunu ortaya koymaktadır. Bir yandan okul mezunları arasındaki yüksek işsizlik düzeyine karşın bir yandan da çocuk işçiliğine başvurulmasının teşkil ettiği paradoks da, öğrenimin, insan hakları ve temel özgürlüklerin yaşama geçirilmesine uyarlanması ihtiyacına örnek oluşturmaktadır. Özel Raportör, uzun erimli bir öğrenim ufkunun tanımlanmasını amaçlayan katılımcı bir sürecin, geriye bakma alışkanlıklarından ileriye, geleceğe bakma alışkanlıklarına doğru bir değişimi tetikleyeceğini düşünmektedir. Bu, Türkiye’nin bütün insan hakları sözleşmelerini onaylayarak, taraf olduğu sözleşmelerdeki çekincelerini kaldırarak ve uluslararası insan hakları hukukunu iç hukukta doğrudan uygulanır hale getirerek uluslararası insan hakları hukukuna bağlılığını daha da arttırmak suretiyle gerekli insan hakları düzenlemelerini yapmasını daha da kolaylaştırması açısından bir fırsat teşkil etmektedir.

Hedef paragraf seç3