E/CN.4/2002/60/Add.2
Sayfa 19
konusudur. Anayasa, engellilik konusunda, “özel eğitime ihtiyacı olanlara… topluma yararlı hale
gelmeleri amacıyla” rehabilitasyon sağlanacağı hükmüne de yer vermektedir. 1983 yılında özel
eğitim ve öğretim ihtiyacı olan çocuklarla ilgili yasa çıkarılmış, bu yasa 1997 yılında
değiştirilmiştir. Türkiye’nin Çocuk Hakları Sözleşmesinin uygulanmasına dair ilk raporu,
“hizmetlerin sistematik ya da yeterli olmadığını” kaydetmekte, ayrımcılığın giderilmesi için
henüz bir yasal düzenleme yapılmamış olduğunu eklemektedir.62 Engelli çocuklar, ait oldukları
yaş grubunun yüzde 12’sini oluşturuyor olmalıdır. Fakat eğitim ve öğretime dair istatistikler, özel
ya da normal okullara devam eden çocukların oranının yüzde 0.3 olduğunu belirtmektedir.63
46. Resmen yasaklanmış ayrımcılığın gerekçelerine ilişkin olarak bile, bu yasağın pratikte
uygulanıp uygulanmadığını ayrımsamak, nicel ve nitel veri yokluğu nedeniyle mümkün değildir.
Dolayısıyla Özel Raportör, hak temelinde geliştirilmiş istatistiklerin oluşturulmasına öncelik
verilmesini tavsiye etmektedir. Ulusal Program, “Türkiye mevzuatında özel olarak istatistiklere
ilişkin hiçbir hüküm olmadığını” kabul etmektedir.64 Hak temelli istatistiklerin geliştirilmesi,
insan hakları yükümlülüklerinin göstergelere tercüme edilmesi yolunda ilk adımı oluşturabilir.
C. Kız çocukları ve kadınlar
47. Toplumsal cinsiyet alanındaki durum, ayrımcılığı yasaklamaktan tasfiye etmeye geçiş yapma
ihtiyacını canlı bir şekilde ortaya koymaktadır. Özel Raportör, kız çocukları ve kadınlara karşı
ayrımcılığın Türkiye’de yasak olduğunu defalarca işitmiştir. Ayrımcılığın sadece yasak
olmasının, hükümetin insan hakları yükümlülüklerine tam olarak uymasıyla denk tutulduğu
sıklıkla görülmektedir. Kişilere başka gerekçelerin yanı sıra cinsiyet temelinde ayrıcalık
bahşedilmesinin yasaklanması, toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın ortadan kaldırılması için
gerekli önlemlerin alınmasına da engel oluşturmaktadır. Bu durum, ayrımcılık yasağı ile
ayrımcılığın tasfiyesi arasındaki farkı açıklığa kavuşturabilmek için, en dar anlamıyla insan
hakları eğitiminin gerekliliğine işaret etmektedir. Birleşmiş Milletler Kalkınma Yardım
Çerçevesi (UNDAF), 2001-2005 programında bu konuda öncülük yapmıştır. UNDAF, toplumsal
cinsiyet ayrımcılığının yapısını şu şekilde özetler:
“Türk kadınları, yasal haklarına rağmen, siyasal katılım alanında, özellikle karar
oluşturucu konumlara erişim konusunda erkeklerle fiilen eşitliğe kavuşamamıştır.
Sermaye yatırımları dâhil olmak üzere ekonomik kaynaklara erişim açısından da durum
aynıdır. Bu, özellikle kırsal bölgelerde böyledir. Hem ekonomik etkenler hem de
sosyo-kültürel yapı, toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliği desteklemekte ve
arttırmaktadır.”65
48. Özel Raportöre göre, yasalardaki ve yazılı olmayan yasalardaki toplumsal cinsiyet
ayrımcılığının pek çok veçhesini tasfiye etmek, öncelikli bir mesele teşkil etmelidir. Anayasa
kadınları, çocuklar ve engellilerle birlikte “çalışma koşulları açısından özel hükümlerle
korunması gereken” bir grup olarak sınıflandırmaktadır. Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık,
Türkiye’nin Çocuk Hakları Sözleşmesine ilişkin ilk raporunda da görülmektedir. Evlilik dışı
62
Çocuk Hakları Komitesi, Türkiye İlk Raporu (CRC/C/51/Add.4), 8 Ağustos 2000, paragraf 322.
Hancioglu, A. vd.., The State of Children and Women in Turkey: Perspectives in the Context
of the CRC and CEDAW, UNICEF, Ankara, Haziran 2000, s. 57.
64
Turkish National Programme for the Adoption of the Acquis, europa.eu.int/comm/enlargement/turkey.
65
The United Nations Development Assistance Framework 2001-2005: Turkey, Ankara, 2000, s. 28.
63