tamamen ailedir, cevabı verilmiştir. Mesela ben mahalleye yeni taşındım diyelim ortamın
işleyişini nasıl öğrenebilirim? sorusuna, yan komşuna uy o sana neyi nasıl yapılacağını
gösterir cevabını vermiştir. Okula zorbalık edenler var mıyd��? sorusuna çok abi, okulda
çetecilik var sen ezildiğinde bir daha okula gitmek istemiyorsun cevabını vermişlerdir. Bizim
mahallemizde en ufak çocuğun bile silah çekme olayı var. Mesela beni vurdular. Ezilmemek
için onlar gibi yapıyorsun onların yanında yer almaya çalışıyorsun, cevapları alınmıştır.
Mahalle içerisinde oluşan gruplaşmalar ve çeteleşmelerin yoğunlukta olmasına rağmen
mahallelerinden başka bir yerde yapamadıkları, mahallelerinde herkesi tanıdıklarını ve birlik
içerisinde olduklarını söylemişlerdir.
Sonuç olarak suçlu geleceğin tahminini yapmak için; geçmişin suça itilmiş
çocuğunu, bugününse suç mağduru çocuklarının profilini ve yaşadığı habitusu iyi
anlamamız gerekmektedir. İzmir özelinde bu konuda yapılan çalışmaların sınır olmasından
dolayı sadece ilk yapılan çalışma ve son yapılan çalışmayı ele aldım.
Sevgi Çoban (2014)’ın “Bazı Sosyal Etkenlerin Çocuk Suçluluğu ile İlişkisi
Üzerine Karşılaştırmalı Bir Araştırma” adlı çalışmasının konusunu çocukların suça
sürüklenmesi ile aile, çevre ve uyuşturucu bağımlılık durumlarının arasındaki ilişki
incelemesi oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı ise benzer sosyo-ekonomik yapıya sahip
çocukların bir kısmı suç işlerken bir kısmının neden suç işlemediği üzerine açıklık
getirmektedir. Bu amaç doğrultusunda nicel yöntemle suç kaydı bulunan hüküm giyerek
eğitimevlerine gönderilmiş çocuklar ile suç kaydı bulunmayan çocukları iki örneklem
oluşturarak anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; suça sürüklenen
çocuklarda parçalanmış aile yapısı daha sık görülmektedir. Suça sürüklenen çocukların
ailelerinin diğer çocukların ailelerine oranla suçlu kişi sayısısın daha fazla olduğu ve suça
sürüklenen çocuklar ailelerinden daha az şiddet gördüğü sonucunu ortaya konulmuştur.
Halil Işık (2006)’ın “Çocuk Suçluluğu ve Okullar ile İlişkisi” adlı çalışmasında
çocuk suçluluğunun açıklanması amaçlanmıştır. Bu çerçevede ise çocuğu suça iten
faktörlerin arkadaş çevresi, aile, okul ve toplumla ilgili değişkenlerin olduğu görüşünden
yola çıkarak çocuk suçluluğunu önleyici programlarının oluşmasını sağlamak amaçlamıştır.
Genel gerilim kuramı ve kaçış kuramı çalışmasının teorik alt yapısını oluşturmaktadır. Bu
bağlamda literatür değerlendirmesi yönteminden yararlanılmıştır. Sonuç olarak, tek
ebeveynli ailelerden çocukların suça bulaşma riski iki ebeveynli ailelerin çocuklarından daha
fazladır. Okullarda gerekli eğitim ve öğretim etkinliklerinin yetersizliği çocukları suça
49
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle