Sosyal Ekoloji teorisine göre; “Şehirlerin büyümesi ile bireylerin, içinde bulundukları toplulukla aralarında kurdukları doğrudan, yüz yüze ‘birincil’ ilişkilerin yerini, dolaylı ‘ikincil’ ilişkilerin almasında görülür. Dokunma, görme ve fiziksel temas en temel insani ilişkilerin başlıca kaynağıdır. Anne ve çocuk, karı ve koca, baba ve oğul, efendi ve köle, akraba ve komşu, rahip, hekim ve öğretmen… Bunlar hayatın en samimi ve gerçek ilişkileridir ve küçük topluluklar için oldukça kapsayıcıdırlar. Bir topluluğun üyeleri arasında geçen etkileşimler, çoğunlukla içgüdü ve hissin sahasında gerçekleşir. Toplumsal kontrol, kişisel etkilere ve toplumsal hissiyata bir cevap olarak, çoğu zaman kendiliğinden ortaya çıkar. Rasyonel ve soyut bir ilkenin bir bütünü olmaktan çok, kişisel uzmanlaşmanın bir sonucudur (Park ve Burgess, 2018: 61-62)”. Kent ortamının etkisi altında yerel bağlılıkların ve birincil grupların çöküşünden dolayı kısıtlama ve yasaklama gücünün zayıflaması, büyük şehirlerde artan ahlaksızlık ve suçun muhtemelen en büyük sorumlularından biridir (Park ve Burgess, 2018: 63). Suç, metropol ve mahalle yaşamında, şehirleşme ile birlikte eski kontrol biçimlerini kaybetmesiyle birlikte açığa çıkmıştır. Bu gözlemler ışığında Burgess’in yaptığı “çemberler teorisi” bu alanda yapılan ilk çalışmadır. Ona göre kent aynı merkezden çevreye doğru yayılan daireler şeklinde genişler. Bu daireler kentin hem mekân üzerindeki hem de zaman içindeki yayılmasını gösterir (Bal, 2016: 56). “Şehrin yayılmasında bir dağılım süreci meydana gelir ve bu süreç bireyleri ve grupları ikamet yeri ve mesleğe göre eler, sıralar ve yeniden konumlandırır. Kozmopolit Amerikan şehirlerinin alanlar arasında ayrışması bunun sadece küçük bir örneğidir. Merkezi ticaret bölgesi ya da bitişik sokak içinde, “Hobehemya”nın, orta batıdan gelen evsiz göçmenlerin haraketli ticaret merkezinin (Rialto) “ana gövdesi” bulunur. İş yerlerinin bulunduğu kesimi saran bozulmanın olduğu kuşakta; her zaman, gizli kalmış fakirlik, yozlaşma ve hastalık içeren mıntıkaları bulunduran ve zeminin altında suç ve kötülük saklayan, “çöküntü alanları” ya da “çorak topraklar” diye anılan yerler bulunur” (Park ve Burgess, 2018: 97). Sosyal Ekoloji yaklaşımını esas alan özelde Burgess’in üzerinde durduğu çemberler teorisi, Sosyal düzensizlik teorisi çalışanları Shaw ve McKay için önem arz etmektedir. Onlar; yoksulluk, kültürel heterojenlik ve fiziksel hareketlilik gibi şehir yaşamını karakterize eden bu faktörlerin sosyal çözülmeye yol açtığını ileri sürmektedir (Kızmaz, 2015). Sosyal çözülme ise neden oldukları ile suç işleme olasılığını arttırmaktadır. 17

Hedef paragraf seç3