sonucunda meydana gelebilecek olumsuz neticeler ile elde edebilecek menfaatleri
değerlendirir, elde edecekleri menfaat ağır basarsa o eylemleri hayata geçirirler (Gürsoy,
2019).
3.1.1.2. Neo-klasik okul
Klasik ekol hukuk için önemli ir reformun başlangıcı olarak görülmektedir. Neoklasikler 19. Yüzyılda hâkim olmuştur. Klasik okul tarafından ortaya konan cezanın suça
uygun olması gerektiği prensibi Neo klasikler tarafından eleştiriye uğramıştır (Burkay,
2008). Rossi, Garraud ve Joly gibi Neo-klasikçiler özgür iradenin rasyonel modelini
muhafaza etmekle birlikte, bireyin kontrolünün ötesinde kimi faktörlerin de suçlu davranış
üzerinde etkili olduğunu savunmuşlardır (Gürsoy, 2019).
3.1.1.3. Pozitivist ekol
Pozitif Ekolün kurucusu Cesare Lombroso, diğer önemli temsilcileri de Rafaelle
Garofalo ve Enrico Ferri’dir. Bu ekolün ilk çalışmaları, sapkın fenomenler üzerine olmuştur
ve dönemini güçlü bir şekilde etkilemiştir. Bu çalışma sapkın davranışları gözlemlemek ve
analiz etmek için bilimsel kriterlerin uygulanmasının önemini vurgular. Buna ek olarak,
politik veya ideolojik önyargılar olmadan, sapkın fenomenlerin geliştiği gerçek sosyal
koşulları dikkate alır. Evrim psikolojisi ve sosyolojisi gibi yeni disiplinlerde de
kullanılmaktadır (Malizia, 2018).
3.1.1.4. Coğrafi ekol
Çoğrafi Ekole göre, coğrafi etmenler suçlu davranış üzerine etkilidir. Ekol ’ün ilk
temsilcileri Belçikalı matematikçi olan Adolphe Quetelet ile Andre Michel Guerry dir. Ünlü
Fransız düşünür Montesquieu’ya göre, iklim insanın biyo-psikolojik yapısına ve dolayısıyla
karakterine etki yapar. Soğuk iklim kuşaklarında yaşayanlar içkiye düşkün olmakla birlikte
çalışkan, samimi, erdemli ve dürüst iken, sıcak iklim koşullarında yaşayanların aksine
tembel, şehvani, kurnaz ve korkaktır; sonsuz bir hayal gücüne sahiptirler bu yüzden de suça
son derece eğilimlidirler (Gürsoy, 2019).
Quetelet ise; kişilere karşı işlenen suçların güneyde ve sıcak mevsimlerde artış
gösterdiğini buna karşılık olarak kuzeyde ve soğuk mevsimlerde mülkiyete karşı islenen
suçların yüksek sayılar gösterdiğini açıklamıştır bunu ise kanun şekline dönüştürmüş
“suçluluk hakkındaki ısı kanunu” olarak adlandırmıştır (Dönmezer, 1994: 58).
12