Genellikle çocuk mahkemesi yargısı açısından maksimum yaş sınırı 18 olmakla birlikte, bazı devletlerin yaş sınırını düşürdüğü bilinmektedir. Bu üst yaş sınırı sonrası bir kişi, en azından oy kullanma imtiyazına sahip olur ve toplumda bir yetişkin olarak kabul edilir. Buna göre, 18 yaş sınırının altındaki herkes teknik manada yasal olarak çocuk statüsünde olduğundan bu sınır suçluluk statüsü de kabul edilmektedir. Sınır olan yaşın (18) altındaki genç insanlar için de çocuk terimi kullanılmaktadır. Fakat bilinmektedir ki çocuk suçluluğu kavramı mı yoksa suça sürüklenen çocuk kavramı mı kullanılmalı ikilemi kendi içerisinde tartışmalı bir durumdur. Literatüre bakıldığında ilk yapılan çalışmaların “suçlu çocuk’’ kavramı kullanıldığını daha sonraki çalışmalarda ise “çocuk suçluluğu” ve son dönem çalışmalarda ise “suça sürüklenen çocuk ve/veya suça itilen çocuk” kavramı kullanıldığı görülmüştür. Bu çalışmada ise en ufak bir damgalayıcı ve ötekileştirici bir ima bulunmamakla birlikte çocuk suçluluğu kavramı kullanılmıştır. Kavramın kullanılmasının sebebi ise, çalışmayı kapsaması ve tamamlanmasında etkili olacağı düşüncesi olmaktadır. 2.6. Çocuk Yoksulluğu Çocukların belirli sebepler sosyal, çevresel, ekonomik, psikolojik gibi sebeplerle kendi isteklerine ulaşamadığında içinde bulunduğu duruma çocuk yoksulluğu olarak tanımlanmaktadır. Fakat yoksulluk tanımında karşılaşılan zorluklar çocuk yoksulluğunun tanımında da karşımıza çıkmaktadır. UNICEF; “Dünya Çocuklarının Durumu 2005” raporunda yoksulluk içinde yaşayan çocuklara ilişkin şöyle bir tanımlama yapılmaktadır (UNICEF, 2005): “Yoksulluk içinde yaşayan çocuklar, yaşama, büyüme ve gelişmeleri açısından gerekli maddi, manevi ve duygusal kaynaklardan yoksun biçimde yaşamakta, böylece haklarından yararlanamamakta, potansiyellerini tam olarak geliştirememekte ve topluma tam ve eşit üyeler olarak katılamamaktadırlar.” Bu tanımlamada yoksulluğun çocuklar üzerindeki etkisinin yetişkin olduklarında da devam ettiği açıkça vurgulanmaktadır. 1980’lerin başından itibaren çocuk yoksulluğu, yoksulluk araştırmalarında ayrı olarak bir araştırma alanı haline gelmiştir. Yoksulluğu tanımlayan “parasal yaklaşım, gelir ve tüketim, tatmin edilmemiş temel ihtiyaç dizini ve varlık göstergeleri” çocuk yoksulluğunu tanımlamada yetersiz kalması onu diğer yoksulluk tanımlamalarından ayrı tutmaktadır (Durgun, 2019). Literatürde çocuk yoksulluğu aile yoksulluğunun bir parçası olmakla birlikte çocuklar yoksulluğu yetişkinlerden daha derin yaşamaktadırlar. Bu nedenle aile ve çocuk yoksulluğu birlikte düşünülmekle birlikte, konuya vurgu yapmak ve ailesiz kalan çocukları da kapsamak açısından ‘‘çocuk yoksulluğu’’ kavramı kullanılmalıdır (Bal, 2016). 8

Hedef paragraf seç3