atıfla tedbire bir hükmedilmesin diye karar çıkmaya başladı. Bunları da gönderiyorum AYM’ye. Güncel bir durum diye paylaşmak istedim. Yazıların tarihi 2024’ün son ayları falan.”(Avukat 9) Çocuk Mahpusların Bağlı Oldukları Eğitim Kurumlarından Kopmalarını Önleyecek Düzenlemeler Yapılması: Tutukevi veya cezaevindeki çocukların kuruma girmeden önce kayıtlı oldukları eğitim kurumlarına devamı için protokoller geliştirilmesi gerekliliği vurgulanmıştır (MESEM vb.). Kopmaları önlemeye yönelik kurum içerisinde halk eğitim kurslarının çeşitlilik ve süreklilik göstermesi gerektiği ifade edilmiştir. “Görüşme yaptığımız çocuklar cezaevine girmeden önce MESEM'e devam eden çocuklar. Meslek eğitimiyle ilgili aslında cezaevinde de desteklenseler ve o eğitim sürse çocukların gelişimi açısından çok iyi olacak. Ama onunla ilgili hiçbir şey zaten yapılmıyor.” (Avukat 4) ​ İzleme ve Savunuculuk Çalışmaları ile Avukatların Güçlendirilmesi: Çocuk mahpusların örgün eğitim özelinde haklarının devletin hesap verebilirlik ve şeffaflık yükümlülüğü odağında değerlendirilebilmesi için izleme çalışmalarının önemi, bağımsız izleme mekanizmaları oluşturulması gerektiği, mevcut durumda çocuk mahpuslarla iletişimi olan avukatlar aracılığıyla gerçekleşebilen destek ve izleme çalışmalarının güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir. “Sadece bir katın çocuklara ayrılması, eğitim alanları, sadece ya da bir sınıfın, bir odanın ayrılması çocuk için fiziki yeterlik sağlamamaktır. Aynı zamanda hem fiziki yeterlik sağlanmalı, materyaller sağlanmalı. Bununla birlikte oraya giden eğitimcilerin kim olduğu da önemli. Biz bilmiyoruz mesela onu. Biz sadece bir müdürü biliyoruz. Onun haricinde hangi öğretmen ne şekilde katılım sağlıyor, hangi çocuklara ne eğitim veriliyor. Aslında burada da şeffaflık lazım. Özellikle STK'lar veyahut Adalet Bakanlığı için, en azından Aile Bakanlığı için diyelim. Yani bu bilgi paylaşımı bizlerle yapılmadığı için biz de bunun tespitini yapamıyoruz.” (Avukat 7) Destek ve izleme çalışmaları kapsamında çocuk mahpuslar için Anayasa Mahkemesi (AYM), Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) başta olmak üzere hak arama yolları ile ve kolektif başvurular, örnek dava dosyaları ve stratejik davalama gibi yöntemlerin zamanında ve etkin kullanılması gerektiğine dikkat çekilmiştir. İzleme çalışmalarının bilgi edinme başvuruları ile geliştirilerek kamu idaresinin şeffaflık ve hesap verebilirliğinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir. “Yani çok etkili olup olmadığı tartışılsa da artık istinaf mahkemeleri, işte mahkeme vardan ilk istediğimizi alamayınca Anayasa Mahkemesi İstinaf Mahkemesi'ne dönmüş durumda. Herkes artık olayı oraya taşımaya çalışıyor, haklı olarak. Oranın da tabii ki kendi ölçüsünde bir yankı uyandıran yönü olmadığını söyleyemeyiz. Mevzuatların bazen yetersiz olduğunu güzelce vurguluyor ama problem şu, çok çok nitelikli çocuk hakları itiraflarında oldukça hazırlıksız başvurular olduğunu görüyorum… Anayasa mahkemesi bazen şöyle ara karar yazıyor… Diyor ki Anayasa Mahkemesi, ya bu çocuk için çok önemli bir durum ama neden ilk defa bu aşamada vurgulanıyor? Yani neden bu çocuk mahkemesine sunulan tedbir talep dilekçesinde bile yazmamışlar? Neden onun itirazlığı aşamasında hiç uygulanmamış da zınk diye başvuru aşamasında bu konuya odaklanmışsınız gibi hani böyle biraz bizim de eksikliğimizi çağrıştıran bir konu var… tedbir talebi ile vesaire bütün şeylerden medet umacaksak biraz belki oraya gidebileceğini öngörerek başvuruları hazırlamakta fayda var. Çocuk Mahkemesi'nin istediğimiz alamama durumunun olabildiği dönemlerden geçiyoruz… Alternatif yollar olan Kamu Denetçiliği Kurumu, durumuna göre işin içinde bir ayrımcılıkla temas eden durumlarda TİHEK başvurularının da tabi süreçte delil kabiliyetli olduğunu söylemem gerekir. Çünkü pek bilinmiyor ama Kamu Denetçiliği Kurumu, İdari Mahkeme'de bile olmayan yetkiyi kullanıyor. Bazen yerinde gidip, incelemeyip, tanık dinliyor mesela. Yani buraları kullanan arkadaşlarımız daha hazır bir 8

Hedef paragraf seç3