DİYARBAKIR BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ
DİYARBAKIR KADIN KAPALI CEZA İNFAZ KURUMUNDA TUTUKLU BULUNAN KIZ ÇOCUKLARINA
YÖNELİK HAK İHLALLERİNE VE TUTULMA KOŞULLARINA İLİŞKİN RAPOR
Çocuk kapatılma alanlarında yaşanan ağır hak ihlalleri karşısında çocuklar için
onarıcı adalet tesis edilmemekte aksine söz konusu olaylar cezasızlık ile
sonuçlandırılmaktadır. Çok yakın bir süreçte Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza
İnfaz Kurumunda yaşanan işkence ve kötü muamele olayına ilişkin Diyarbakır Barosu
Başkanlığınca yapılan ihbarın savcılık tarafından soruşturmaya yer olmadığı kararı ile
sonuçlandırıldığı öğrenilmiştir. İşkence ve kötü muameleye maruz bırakılanların,
özgürlüğünden mahrum bırakıldığı ve çocuk olduğu gözetildiğinde söz konusu
kişilerden olaya ilişkin şikayetlerini destekleyecek belge veya delil sunması
beklenmemelidir. Nitekim AİHM'de3 dış dünya ile bağlantısı kesilmiş veya kendisine
destek olabilecek ve gerekli kanıtları oluşturabilecek doktor, avukat, aile yakını veya
arkadaşları ile görüşmesi sınırlandırılmış mağdurlar için uğranılan işkence ve kötü
muameleye yönünden şikayetlerin desteklenmesinin zor olacağını bu sebeple bu
güçlüklerin ortadan kaldırılması adına soruşturmaya derhal ve re'sen başlanılması
gerektiğini vurgulamaktadır. Raporda da belirtildiği üzere muayenelerin infaz koruma
memurları eşliğinde veya gözetiminde gerçekleştirilmesi işkence kötü muamelenin
belgelenmesini imkansız kılmaktadır.
Soruşturma sürecinde her ne kadar şüpheli infaz kurumu memurlarının hızlıca
görevden alınması ve çocukların faille yüz yüze gelme ve baskı kurma ihtimalinin
engellenmesine yönelik talepler bulunulmuşsa da savcılık tarafından raporun
yayınlanma tarihi itibari ile henüz bu yönde adım atılmamıştır. Heyetin aralık ayının 2.
haftası itibari ile gerçekleştirdiği görüşmelerde, infaz koruma memurları tarafından
çocuklara görüşmelerin içeriği sorulduğu, taleplerinin çocukların şikayette bulunması
nedeniyle olumsuz karşılandığı bilgisi aktarılmıştır. Aralık ayının 2. haftası itibari ile
çocukların tutulma koşullarına ilişkin ifadelerinin de değişime uğraması soru işareti olarak
karşımıza çıkmış bulunmaktadır. Her ne kadar tarafımızca çocukların kapatıldığı alanların
sivil ve bağımsız denetime açılması talep edilse de; cezasızlık politikasının,
cezaevlerinde yapılacak denetimin etkililiğini azaltacağı düşünülmektedir.
Heyet, akranlar arasında yaşanan şiddet olaylarına karşılık çocuklar için oda
sistemi uygulanmasının vaka sayısında düşüş yarattığını belirtmişse de oda sistemi ile
çocukların gece kilitlenmelerinin yarattığı travmatik etkiyi görmezden gelememektedir.
Heyet, temel nedenin başta cezaevleri olmak üzere tüm tutulma alanlarının şiddet
oluşumuna ortam sağlaması olduğunun farkındadır
Çocuk tutulma alanlarının herhangi bir onarıcı yönü bulunmamaktadır. Nitekim
özgürlüğünden mahrum bırakılan çocukların ikinci kez tutulduğu sıklıkla karşılaşılan bir
durum halindedir. İş bu 5 aylık izleme sürecinde dahi bir kız çocuğunun ikinci kez kuruma
kapatıldığı görülmüştür.
3
Batı ve Diğerleri/Türkiye, B.No:33097/96, 57834/00, 03.06.2004, para.133; Aksoy/Türkiye, B.No:21987/93,
18.12.1996, para.56
21