ve son olarak, bireyin kendisini karar verme, denetleme gibi sistemleri kullanarak
yönlendirme çabalarını kapsayan yönetsel süreçtir [17].
Ergenlik dönemi itibariyle gen��ler soyut düşünmeyle, kendilerine yönelik farklı
özellikleri bir araya getirerek kendilerini daha soyut özellikleri olan bir kişi
çerçevesinde tanımlayabilmektedirler. Ergen ileriki yıllarında ise, gençler duruma
göre bazen içedönük, bazense dışadönük olabildiklerini, bununla beraber birçok zıt
özelliklerin de benliklerinde bulunabileceğini fark etmeye başlar. Bu dönemde
sosyalleşmenin artmasıyla gencin çoklu benlikler geliştirmesi söz konusudur. Yani
ergen, yakın arkadaşıyla benliğinin farklı bir yanını, öğretmeniyle farklı, ailesiyle çok
daha farklı bir yanını paylaştığını görmekte, bu durum onun için ilk zamanlarda kafa
karıştırıcı olsa da, benlik bütünlüğüne ulaşabilmesi ve benliğinin tümüyle farkına
varabilmesi için önemli görülmektedir. Bu farkındalık ise, bireylerin sosyal
yaşantısında önemli dönüşümlere katkıda bulunmaktadır. Kendilerine yönelik olan bu
farkındalıkları diğer kişilere yönelecek ve sosyal ilişkilerde daha becerikli kişiler
olmalarını sağlayacaktır [17].
Anti-sosyal davranışlar ile benlik arasındaki ilişkiye yönelik literatür taraması
yapıldığında birey ve toplumsallaşma başlıklı kuramlar ile karşılaşılmaktadır.
Bunlardan en dikkat çekeni ise Jarvis’ in Yeniden Toplumsallaşma Modeli’ dir. Bu
modele göre birey ve toplum, toplumsallaşma sürecinde başarısızlığa uğradığı takdirde
kurallara karşı gelerek suç işleyebilmektedir. Jarvis, suçluluğun yetersiz veya hatalı
toplumsallaşmanın bir ürünü olduğunu hareket noktası kabul etmiş ve toplumsallaşma,
benlik ve bilişsel çelişki kuramlarından yararlanarak yeni bir model oluşturmuştur.
Toplumsallaşma sürecinde birey, toplum tarafından önerilen ideal role uygun değer,
tutum ve davranışları benimsemesi ve benliğine katması gerekmektedir. İdeal benlik
algısı, ‘bireyin olmak istediği’ nin ne olduğunu açıklayan bir kavramdır. Bunun yanı
sıra bir de bireyin gerçekte nasıl davrandığı, kim olduğu ve ne yapabileceğine ilişkin
bir görüşü vardır bu da ‘gerçek benlik imgesi’ olarak tanımlanır. Gerçek benlik imgesi,
bireyin diğer kişilerin gözünde nasıl biri olduğudur. Benlik imgesi denilen şey ise,
‘kişinin kendinin ne olduğunu tanımlamasıdır’. Bireyin benlik ve gerçek benlik
imgeleri ne derecede ideal benlik imgesine yakınsa, bireyin toplumsallaşması o ölçüde
başarılı olmaktadır. Bu üç rol arasındaki farklar büyük olursa, birey, kararsızlık
12