Suça sürüklenmiş ergenlerin cezaevine girmeden önceki yaşantısında da
kendisi için önemli olan kişilerin (aile, arkadaş vb.) olumsuz/kanundışı davranışlarını
model aldığı öngörülebilir. Kanun ve toplum tarafından kabul edilmeyen davranışlar
çocuğu çevresinden soyutlamış, akademik yeterliliğini etkilemiş, çevresindeki
kişilerin beğenileri azalmış ve çatışmaları artmış olabileceği düşünülmüştür.
Cezaevinde kaldığı süre içerisinde yaşadığı adli olaylar, cezaevi koşulları, ailedenarkadaşlardan ayrılması ve toplum tarafından damgalanması dolayısıyla çocuğun/
gencin kendine olan algısını olumsuz şekilde etkilediği düşünülmüştür.
Araştırmamızda ergenlerin eğitim düzeyleri ile BADF arasında farklılık
bulunmuştur. Eğitim düzeyi düştükçe BADF’ den aldıkları toplam puanın düştüğü
görülmektedir. Bu farklılık ilkokul düzeyinde olan ergen ile liseye devam eden ergen
arasında olup, liseye devam edenlerin ilkokul düzeyinde olanlara göre daha yüksek
puan aldıkları yönündedir. Birçok kaynakta akademik başarısızlık ve örgün eğitime
devam etmeme durumu çocuğun suça sürüklenmesinde risk faktörü olarak ele
alınmıştır. Akademik başarısızlık beraberinde okuldan soğuma, okul tekrarı veya
okulu bırakma durumunu; dolayısıyla okula devam etmeme/ edememe ise suç olarak
nitelendirilebilecek davranışları sergilemeyi yani suça sürüklenmeyi ve elde edilen
bulgularda da görüldüğü üzere suça bulaşıp cezaevine girme de çocuğun kendine
yönelik algısını olumsuz bir şekilde etkilediği düşünülmüştür. Özetle, bir kısır
döngüden bahsetmemiz mümkündür.
Ayan’ ın (2012) hükümlü erkek çocuklarla yaptığı çalışmasında, çocukların
benlik algı düzeylerinin ideal benlik algı düzeylerinden daha düşük olduğu sonucuna
ulaşılmıştır. Çalışmaya katılan hükümlü çocukların eğitim düzeyleri ilköğretim
mezunu, okulu terk eden, hiç okula gitmeyen ve okuryazar olarak sınıflandırılmıştır.
Hükümlü çocuklardan ilköğretim mezunu olanların diğerlerine göre gerçek benlik ve
ideal benlik puanlarının anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Düşük
benlik puanı alan hükümlü çocukların daha çok olumsuz sosyo-demografik özelliklere
sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte çocukların mevcut olan benlik ve
ideal benlik algıları ile ebeveynin eğitim ve gelir durumu, aile yapısı, evdeki çocuk
sayısı, anne ve babanın çocuğu cezalandırma şekli ve çocuğun suça sürüklenmesinde
arkadaş grubunun etkisi değişkenleri arasında ise anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır
[54].
56
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle