Tüm bunların aksine iyi düzeyde öz-denetime sahip olan kişi, daha da azaltılmış öfke
ve suç, iyi düzeyde psikolojik düzenleme, akıl sağlığı, yüksek akademik başarı,
sağlıklı insan ilişkileri, daha az yeme bozuklukları, tüm madde kullanım bozuklukları
gibi dürtü kontrol problemlerinin az düzeyde olması ile ilişkilendirilmiştir [4].
Ülkemizde çocuk suçluluğu kavramı kullanılırken, batılı kaynaklarda
“Juvenile Deliquency” olarak yer almaktadır. Bu kavramın tam karşılığı “reşit
olmayanın suçluluğu” dur [6].
Çocuk/ genç suçluluğunu yetişkinlik döneminde gerçekleştirilen suçtan ayıran en
önemli özellik, kişiliğin oluşum evresini kapsıyor olmasıdır. Çocuk, ergenliğe geçiş
aşamasında farklı fiziksel, bilişsel ve toplumsal değişimlerle karşılaşmaktadır.
Ergenlik dönemi, gencin suç sayılabilecek uyumsuz davranışlara yönelmesinde önemli
riskleri barındıran bir süreçtir. Bu dönemde çocuklar, yeterince gelişmemiş bir iradeye
sahip olmaları nedeniyle yetişkinler tarafından sömürülmekte, suçlu duruma
düşürülmektedir [7].
Bu araştırma, İstanbul ilinde bulunan, “Maltepe Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu” nda kalan gençler ile Maltepe ilçesinde bulunan devlet lisesine devam
eden 15-18 yaş gençlerin benlik algı ve öz denetim başarılarını karşılaştırmak amacıyla
yapılmıştır.
4