Suç literatürü daha çok erkeklerin neden suç işlediği üzerine çalışmalar
içermektedir. Türkiye’de yapılan suça sürüklenme konulu araştırmalarda da çalışma
grubu %80 ve üst oranda erkek çocuklardan oluşmaktadır (Çifci, 2008, Erdoğan, 2010;
Kurtuluş ve diğerleri, 2009; Küt, 2006; Şahiner, 2010). Kız çocuklarının suça
sürüklenmesi suç literatüründe ihmal edilmiş bir alandır. Feminist teori cinsiyetin suçla
ilişkisinde cinsiyeti bireysel bir özellik olarak değil sosyal ve kültürel bağlama dayalı ele
almaktadır. Kızların çocuk adalet sistemine ilk girmeleri genellikle yaşadıkları bir
mağduriyetle ve de devamında evden kaçma ile gerçekleşmektedir. Bir sonraki adım
madde kullanımı, sonraki adım ise cinsel faaliyet, kanun ihlalleri ve çete saldırılarıdır. Bu
süreçte de okulla bağ kopmaktadır. Feminist teori kız çocuklarını suça sürükleyenin aile
içi istismar olduğunu savunur. Sosyal olarak cinsel ve fiziksel istismar, yoksulluğun da
etkileriyle birleşerek kız çocuklarını suça sürükler. Suça sürüklenmede erkek çocuklar
suç işlemeye daha erken başlayıp yetişkinliğe kadar uzanan bir suçlu kariyerine sahip
olurken, kız çocuklar evlenince veya çocuk sahibi olunca çeteden veya suç işlemekten
ayrılma seçeneğine daha çok başvurmaktadır (Bartollas ve Schmalleger, 2017).
Suç literatüründe hem erkek hem kız çocuklarıyla yapılan çalışmalar sayıca azdır.
Bircan ve Bacanlı (2005) liseye devam eden eşit sayıda kız ve erkek öğrencinin suç
davranışlarını 35 soruluk “suç davranışı ölçeği” ile ölçmüştür. Soruların amacı “ergenler
arasında resmi kurumlara yansımayan ancak yakalanmış olsalardı çoğu suç olarak kabul
edilecek ve ergeni yasalarla karşı karşıya getirecek olan davranışları” belirlemektir
(Bircan ve Bacanlı, 2005: s. 69). Bu çalışmada ergenlerin suç davranışı puanlarının
cinsiyete göre, “kızlar lehine anlamlı olarak farklılaştığı” tespit edilmiştir (Bircan ve
Bacanlı, 2005: s. 61). Erkeklerin kızlara göre suç davranışına daha çok yöneldikleri ve
bu durumun toplumsal kontrol mekanizmaları ve cinsiyete bağlı toplumsal rol beklentileri
nedeniyle olduğu bilinmektedir. (Bircan ve Bacanlı, 2005, s. 76). Suç ve cinsiyete ilişkin
bu bilgileri destekleyen birçok çalışmadan biri Hindistan’da suça sürüklenmiş çocukların
bulunduğu bir ıslahevinde gerçekleştirilmiştir. Bu ıslahevinde, suç işlemiş erkeklerin
sayısı (126 kişi) kızlara göre (42 kişi) daha fazladır. Kızların %73,57’si on altı yaşın
üstündedir. Hem kız hem de erkek çocuklarda on altı yaşından sonraki suçların
çoğunlukla şiddet içeren suçlar (cinayet, tecavüz, saldırı gibi) olduğu ve bu konuda
belirgin bir cinsiyet farklılaşması olmadığı görülmüştür. On altı yaştan itibaren kız
çocuklarının işledikleri suçlar çoğunlukla cinayet, saldırı gibi daha şiddet içeren ağır
suçlardır. On altı yaştan önce ise kız çocuklarında hırsızlık gibi suçlar yaygındır. Bu
51
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle