ile aynı düşünce süreci, romanın yazıldığı 1866’dan yaklaşık 90 yıl sonra Sykes ve Matza
(1957) tarafından ‘etkisizleştirme’ adı altında açıklanmıştır.
Özetle, etkisizleştirme teorisi suç işlemiş kişilerin toplumun geri kalanından farklı
bir durumda olmadığını savunmaktadır. Bu görüşe göre kişiler işledikleri suç nedeniyle
pişmanlık ve utanç duyabilir. Bu nedenle bireyler çeşitli etkisizleştirme teknikleri ile
işledikleri suçun vicdani yükünü hafifletecek açıklamalara girişebilir. Bir sonraki
bölümde toplumsal süreçler ve bireyin toplum ile etkileşimi üzerinden suç ve sapma
davranışını açıklayan diğer bir kuram ele alınmaktadır.
Sosyal kontrol ve sosyal bağ kuramı
Enformal sosyal kontrolün özü gencin veya çocuğun ailesine veya topluma açık
şekilde belirtilmiş kurallar, denetleme ve cezalandırma gibi kontrol ve aidiyetlik bağı ile
bağlı olmasıyla ilişkilidir. Kontrol kuramları çocuk suçluğunun ortaya çıkması veya
önlenmesinde ailenin rolüne ağırlık verir (Burfeind ve Bartusch, 2011, s. 171). Sosyal
kontrol kuramlarına göre, çocuklar dışsal sosyal kontrol veya içsel kontrol yoksa suça
karışmakta özgürdür. Bu bakış açısında temel soru “İnsanlar neden suç işlemesinler?”dir.
Bu görüşe göre suçtan kaçınmanın sebebi de sosyal normlara bağlanıp bu normları
içselleştirmekte yatar. En bilindik sosyal kontrol kuramı Hirschi’nin (1961) sosyal bağ
kuramıdır (Sims, 2006, s. 85).
Hirschi’nin sosyal bağ kuramına göre suç, bireyin içinde yaşadığı toplumla, örneğin
ailesiyle, arkadaşlarıyla, sosyal bağlarının zayıflamasının bir sonucudur. Hirschi (2009)
bireyin sosyal bağının özünü dört başlık altında ele alır. Bunlardan ilki ‘bağlılık’tır
(İngilizcesi attachment). Bağlılık, aile okul ve arkadaş grubunda olunan kişiler tarafından
kabul görme, böylece sosyal normlara uygun davranarak sapkın davranışlardan
kaçınmayı içerir. Psikolojideki “superego” (bilinç ve ahlaki değerler) kavramına
benzetilebilir. Sosyal bağın ikinci bileşeni ‘adanmışlık’tır (İngilizcesi commitment).
Eğitim almak, iş kurmak, erdemli olmak gibi toplumca kabul görmüş geleneksel rutin
aktivitelere zaman ve enerji harcamayı kapsar. Bağlılık için “superego” (bilinç),
adanmışlık için “ego” (sağduyu) denebilir. Geleneksel veya hatta geleneksel olmayan
uğraşlara adanmışlık gösterenlerin toplumsal normlara da uygun davrandıkları ortaya
konmuştur. Üçüncü başlık ‘meşguliyet’tir (İngilizcesi involvement). Bu kavram günlük
düzende yapılan aktiviteler ve boş zaman ile ilgilidir. Randevular, yetiştirilecek işler, işte
32