çalışabilmektedir. Bu durum çocuk ve gençlerin suça sürüklenme süreçlerini cinsiyet bağlamında derinlemesine anlamayı sağlamaktadır. Sadece kız çocuklarla yapılan çalışmaların (Ahmed ve diğerleri, 2015; Mohamad ve diğerleri, 2013; Parlak ve Ekşi, 2017; Pugh-Lilly ve diğerleri, 2001) sonuçları, çoğunlukla erkek egemen olan suç literatürüne özellikle toplumsal cinsiyet bağlamında ciddi bir katkı niteliğindedir. ABD’de on bir siyahi ergen yaşta kız çocukla gerçekleştirilen fenomenolojik çalışmada (Pugh-Lilly ve diğerleri, 2001) yarı yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Çevrelerini düşmanca ve destekten yoksun olarak niteleyen suça sürüklenmiş kız çocuklar, varsaydıkları tehditlere karşı kendilerini korumak için saldırgan tavırlar gösterdiklerini belirtmişlerdir. Bu tespit sosyolojik suç kuramlarından Genel Gerilim Teorisi (Agnew, 2001) ile uyumludur. Hayatlarındaki gerilimlerle baş etmekte yetersiz kalan kız çocuklar antisosyal saldırgan tavırlara yönelmektedir. Suç kayıtları ve istatistikler sadece suça sürüklenen kız çocuklarının erkek çocuklara göre sayıca az olduğunu göstermektedir. Fenomenolojik çalışmalarda, bu çocukların ilgili fenomene ve yaşamlarına dair kendi ifadelerini dinlemek, onların “ne” yaşadıklarını ve “nasıl” yaşadıklarını anlamak için gereklidir. Mısır’da suça sürüklenmiş yirmi dört kız çocuk ve üç ıslah evi çalışanı ile gerçekleştirilen çalışmada (Ahmed ve diğerleri, 2015) kız çocuklarla odak grup görüşmeleri ve ıslah evi çalışanlarıyla da mülakat yapılmıştır. Bu çalışma sonuçlarına göre, kız çocuklarının suça sürüklenmesi gergin ilişkilerden, toplumsal yapı ve bireysel özelliklere uzanan çok yönlü bir konudur. Bu sorunun merkezi ise aile olarak ortaya konmuştur. Bu çalışma göstermektedir ki, kız çocukları toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle aile baskısını ve denetimini daha yüksek düzeyde hissetmektedir. Özellikle kapalı toplumlarda bu baskı gergin ilişkilere ve ailede olumsuz ilişkilere neden olabilmektedir. Malezya’da yedi ergen yaşta kız çocukla yapılan fenomenolojik bir çalışmada (Mohamad ve diğerleri, 2013) grup sanat çalışmaları, açık uçlu mülakat, gözlem, doküman analizi kullanılarak kız çocukların deneyimleri üzerinden suça sürüklenme olgusu incelenmiştir. Bu çalışma sonucunda, suça sürüklenen kız çocuklarının deneyimlerinde aileye ilişkin dinamikler belirlenmiştir. Bunlar, suça karışmış ebeveyn, kardeş ve akrabalar, yetersiz gözetim, yoksulluk, manevi desteğin azlığı veya yokluğudur (Mohamad ve diğerleri, 2013). Sadece kız çocukları ile gerçekleştirilen diğer bir çalışma Türkiye’de yapılmıştır (Parlak ve Ekşi, 2017). Madde, fiziksel şiddet ve yaralama nedeniyle suça sürüklenmiş altı kız lise öğrencisi ile ahlaki ikilem içeren öyküler üzerinden yarı yapılandırılmış 68

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle