devrim yaşanmıştır. Yoksullar arasında ise eskisi gibi, çocuklar yetişkinlerin dünyasını
paylaşmayı sürdürmüştür. Sonraki iki yüz yıl ise artık çocuğu koruyan yasaların hayata
geçirildiği dönem olmuştur. Çocukların çalışması yasaklanmış, okula gitme zorunluluğu
ve daha birçok düzenlemeler getirilmiştir (Gander ve Gardiner, 1993). Günümüzde yasal
düzenlemeler ile çocukluk dönemi koruma altında görünse de, çocukların mağduriyetleri
sona ermiş değildir.
Psikoloji disiplini çocuk kavramını sınırları yaş ile çizilmiş bir dönem olarak ele
almaz. Psikolojide gelişim aşamaları yaşam boyu süren evreler şeklindedir. Kişinin
gelişimi biyolojik, çevresel ve ruhsal özellikler ile şekillenir. Her gelişim dönemi kendine
has gelişimsel hedefleri içerir (Erikson, 2014). Erikson’un (2014) ortaya koyduğu ve
kabul gören sekiz gelişimsel evreden “rol kargaşasına karşı kimlik evresi” (12-18 yaş)
bireyin kimlik inşasının şekillendiği, kim olmayı seçeceği dönem olarak, suça sürüklenme
ve cezai sorumluluk alt yaş sınırı (Türkiye için 12 yaş) ile çakışan psikolojik gelişim
dönemi olarak öne çıkmaktadır. Bu dönemde çocuk bir rol karmaşası yaşamakta ve benlik
algısını oluşturmaktadır. Bu kadar kritik bir dönemde antisosyal davranışlar ve
devamında suça karışmak çocukların bir kısmı için suçlu kariyerine ilk adım
niteliğindedir. Suça sürüklenme ve devamında yaşananlar ilgili gelişimsel aşamayı
sağlıklı tamamlamayı engellediği gibi, domino etkisiyle takip eden gelişimsel evrelere de
eksik girmeye neden olacaktır. Özetle, psikoloji disiplini içinde çocukluk dönemi yaş ile
belirtilmemiş, gelişim aşamaları ile tarif edilen evreler kullanılmıştır.
Tıbbi açıdan çocuk kavramı da çeşitli belirsizlikler içerir. Konuyu çocuklarda tıbbi
aydınlatılmış onam kavramı çerçevesinde tartışmak yerinde olacaktır. Aydınlatılmış onam
bireyin kendisine yapılacak tıbbi uygulamalar konusunda karara katılım hakkının
yasalarca güvence altına alınmasıdır. Çocukların bu hakkı çocuğun gelişimsel düzeyine,
hastalık türüne, toplumun çocuğa bakış açısına ve yasal mevzuata göre değişir. Örneğin,
Hollanda’da on iki, Danimarka’da on beş yaş ve üstü çocuklar sağlıkla ilgili kararlarını
almak için onay verebilirler. Türkiye’de hastanın onamının sadece kendisinden alınma
yaşı on sekizdir. Ancak, 0-13 yaşta onam çocuğun yasal temsilcilerinden, 13-18 yaş
aralığında hem çocuğun kendisinden hem de yasal temsilcilerinden alınır. On üç yaş
sonrasında çocuk 0-13 yaş grubundan farklı olarak iyiyi kötüyü ayırt ettiği dönemde kabul
edilir (Ay, Çınar, Boztepe, 2019).
36