geçirilen vakit ve günlük benzeri planlar ile meşgul olan kişiler suç davranışına
yönelmeyecektir. Çocuk ve gençleri suçtan uzak tutmak için, onlara kontrolsüz boş
vakitler yerine uygun rekreasyon imkanları sunulmalı. Sosyal bağın özünü oluşturan son
başlık ‘inanç’tır (İngilizcesi belief). İnanç, kişinin toplumsal yasa, değer ve normlara
uyması gerektiğine ne kadar inandığı ile ilgilidir. Kişinin inancı ne kadar zayıfsa, kuralları
çiğneme olasılığı o kadar yüksek olacaktır (Hirschi, 2009, s. 16-34).
Richmond Gençlik Projesi’nin verilerini kullanarak Hirschi tarafından geniş bir
ölçekte test edilen sosyal bağ kuramı daha sonra da birçok araştırmacı tarafından da test
edilmiştir. Suç bilimi alanında önemli bir yer işgal eden sosyal bağ teorisine bağlı olarak
araştırmacıların çocuk ve genç suçluluğuna ilişkin başlıca çıkarımları aşağıda
sıralanmıştır:
- Akranlara olan bağlılık eğer bu akranlar suç davranışı sergiliyorsa suça meyli artırabilir.
- Gözetim altında yapılan boş zaman aktiviteleri (okul aktiviteleri, okuma yapmak, TV
izlemek, bisiklet sürmek gibi yarış içermeyen sporlar) suç davranışı ile negatif korelasyon
gösterirken, gözetimsiz ve kontrolsüz bir şekilde (örneğin arkadaşlarla dışarda takılmak) suç
davranışı ile pozitif korelasyon göstermektedir.
- İnancın suç davranışı ile ilintisi oldukça azdır. İnancın suç davranışının sebebi olmaktan
çok sonucu olduğu söylenebilir.
- Birçok araştırma sosyal bağ kuramının dört elementinin büyük çaplı suçlardan çok küçük
çaplı suçlarla yüksek ilişkide olduğunu ortaya koymuştur.
- Araştırmalar sosyal bağ bileşenlerinin çocukların farklı yaş dilimlerinde farklı etkilere
sebep olduğunu ifade eder. Ergenliğin ilk dönemlerinde ebeveyn bağlılığı, orta dönem ergenlikte
okula adanmışlık, orta ve ileri ergenlikte ise inanç en etkili elementtir (Burfeind ve Bartusch, 2011,
s. 175).
Sembolik etkileşimci suç terorileri fenomenolojik bakış ile örtüşmektedir.
Fenomenolojik bakışla suç teorilerinin ayırt edici özelliği, belirtilen bir epistemolojiye –
sosyal gerçekliğin doğasına- dayanmalarıdır. Bu özellik bilme, yorumlama, anlam ve
bunun yanında algı, biliş ve olayların çerçevelenmesi gibi kavramlarla ilişkilidir.
“Fenomenolojik suç teorisi kurulmalıdır” diyerek Manning ve Raphael (2012, s. 2) suç
üzerine gündelik hayattaki etkileşim ve anlamı dikkate alan çalışmalar yapmış
düşünürlerin ve sosyal bilimcilerin fikirlerinin tek bir çatı altında toplanmasını önermiştir.
Fenomenolojiye göre suç, aktörlerin hareketleri ve bu hareketlerdeki anlamlar ve diğer
33