ve uluslararası mevzuatta meydana gelen gelişmeler, Türkiye’deki cezaevlerinde
yürütülen eğitim çalışmalarına büyük katkı sağlamıştır. Fakat eğitimin dinamiklik ilkesi
gereği cezaevlerindeki bu eğitim reformu aralıksız devam etmelidir. Çünkü yapılan
reformlar
kapsamında
planlanan
tüm
çalışmaların
uygulamaya
konmasıyla
cezaevlerindeki çocukların eğitim hakkına erişimlerinde önemli gelişmeler kaydedileceği
tahmin edilmektedir.
Suça sürüklenen çocukların infaz kurumları, yetişkin infaz kurumlarıyla
karşılaştırıldığında yeniden eğitim yöntemiyle anti-sosyal davranışların sönmesine,
çocuğun topluma kazandırılmasını sağlayan eğitim programlarının uygulanmasına imkân
tanımalıdır. Bu kurumlarda verilen eğitim hizmetleri, çocuğu yaşama hazırlamayı ve
katmayı hedeflemelidir (Demir, 2019). Bu bağlamda yapılan çocuk ceza infaz
kurumlarındaki çocukların eğitim hakkına erişimlerinde yaşanan sorunları ve yeniden suç
işlememeleri için gereken programların uygulanıp uygulanmadığını ortaya koyan farklı
çalışmalara gereklilik vardır.
Eğitim sisteminin özünü teşkil eden, eğitim ve öğretim alanında devletin
sorumluluk ve yetkilerini tanımlayan ve eğitim kurumlarının amaçlarını belirleyen en
kapsamlı yasal düzenleme olan Milli Eğitim Temel Kanunu’da her vatandaşın ilköğretim
hakkına sahip olduğu ve ilköğretimden sonra alınan eğitimden kişisel menfaatler
kapsamında yararlanabileceği belirtilmektedir (m. 7). Ayrıca fırsat ve imkân eşitliği
kapsamında korunmaya muhtaç çocukların yetiştirilmesi için özel tedbirler alınacağı
hükme bağlanmıştır. Kanun’un 9. maddesinde ise; yaşam boyu eğitimin devamı
amaçlanmaktadır. Milli eğitim her ortamda ve her fırsatta yapılabileceğinden ve bu
alandaki eğitimin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından denetleneceğinden bahsedilmektedir
(m. 17). Bu maddenin içeriği dikkate alındığında, devletin bireylerin eğitim hakkını
müdahale olmaksızın devam ettirebilmesi için gerekli koşulları oluşturacağı ve tutuklu,
dezavantajlı kişilerin eğitim hakkının koruyucusu olarak eğitim vermekle sorumlu
olacağı açıktır. Bu sebeple çocukların özgürlüğünü kısıtlayan yaptırımların suçun
öngördüğü cezanın ışığında kısa süreli ve son çare olarak değerlendirilmesi gerekir.
Çocukların neden suç işledikleri değil, nasıl cezalandırılacağı düşünüldüğünde eğitimde
var olan sorunlara dikkat edilmesi gerekmektedir (Bilgiç, 2013).
Bu araştırmanın temel problemi; 1926–2005 ve 2005–2022 yılları arasında, suça
sürüklenmiş çocuklar için çocuk ceza infaz kurumlarında eğitim ve öğretim faaliyetleri
kapsamında ne tür uygulamaların yapıldığını ve bu uygulamalar arasında ne gibi
benzerlik ve farklılıklar olduğunu belirlemektir.
4