getiren ilk kişilerden biri olan Reckless, suçu “modern devlet ceza hukuku veya sosyal
grup kuralları tarafından tanınan davranış normlarının ihlali” şeklinde tanımlamaktadır
(Göver, Şenol akt. Henry, Lanier, 2017). Sosyolojik olarak, sosyal kuralların ihlalinden
kaynaklanan suçların cezalandırılması veya yasaklanması sürecinde failin kişiliği dikkate
alınır. Sanığın kişilik özellikleri ve suçun sebepleri araştırılmalıdır (Güdek, akt. Erdoğan,
2016).
Suç kavramı TCK’ya göre, “hukuka aykırı olarak”, “hukuka aykırı başka bir
davranışla”, “hukuka aykırı diğer eylemlerle”, “hukuka aykırı yolla”, “hukuka aykırı
yollarla” şeklindedir. Yani hukuki düzeyde suç kavramı, kanunla cezalandırılan veya
toplum tarafından kınanıp, dışında bırakılan fiillerin toplamı olarak tanımlanabilir.
Hukukun konu edindiği aynı zamanda sosyolojik ve kültürel boyutları olan suç, çeşitli
sebeplerin bir sonucu olarak ortaya çıkan anti-sosyal davranışlar şeklinde de düşünülebilir
(Kunt, 2003). Dönmezer'e (2018) göre de suç, yasa koyucu tarafından seçilen bir
sapmadır ve cezai yaptırımların uygulanmasını zorunlu kılar.
Suç kavramının, karmaşık yapısı ve hem toplumsal hem bireysel boyutları
düşünüldüğünde birçok farklı alanın inceleme alanına girdiği ve gireceği açıktır. Çünkü
insanlığın varlığıyla başlayan suç, insan nesli tükenene dek devam edecektir. Buna göre
suç kavramı kanun ihlali sebebiyle hukuki, suç olan davranışların belirlenmesi sebebiyle
kriminolojik, toplumun düzenindeki işleyişi bozmasından dolayı sosyolojik, bireylerin
suç teşkil eden edimi gerçekleştirmesi bakımından psikolojik, sebep ve sonuçları
dolayısıyla ekonomik, dini kurallara ters düştüğünden dini, etik kurallarla çelişmesi
açısından ahlaki bir olgudur (Arısoy, 2009).
Suça Sürüklenmiş Çocuk Kavramı
Çocuklara özgü bir adalet sistemi ve çocukların yetişkinlerden farklı sınıflanması
anlayışının yaygınlaşmasıyla modern hukukta “çocuk suçluluğu” kavramı ortaya
çıkmıştır (Atılgan, 2009). Çocuğun suç işlemesi “bir çocuktaki anti-sosyal eğilimlerin
yasa müdahalesi gerektirecek bir duruma dönüşmesi” biçiminde tanımlanmıştır (Burt,
1950).
Yavuzer (2015), suç işleme durumunda çocuk ile yetişkin ayrımının yapılması
gerektiğine dikkat çekmiştir. Ergenliği özellikle bir “sorun aşaması” olarak tanımlamış
ve olgunlaşmamış çocuklara da adi suçlular gibi davranmanın yanlış bir yaklaşım
olacağını ifade etmiştir. Ayrıca Yavuzer (1998), suçluluk kavramını çocuk ve yetişkinler
11