da mağdurun haklarının korunması değil; çocuğun içerisinde yer aldığı ortamdan
çıkarılarak korunması, suçu bir hayat şekli haline getirmenin engellenmesi, diğer bir
deyişle çocuğun rehabilite edilmesidir (Akarca, 2012). Bu amaçla da mevzuatta suça
sürüklenmiş çocukların ceza infaz kurumları ayrıca belirtilmiştir.
Türk hukuk sisteminde 2005 yılına kadar yürürlükte olan çocuk suçluluğuna
ilişkin yasal düzenlemelerin çocuğu eğitme amacı değil, cezalandırma amacı taşıdığı ileri
sürülmüştür (Onur, 1979). 2005 yılından önceki ıslah kurumlarının amacı bir yandan
hükümlü çocukları sağaltmak, eğitmek, bir meslek kazandırmak/iş eğitimi yaptırmak ve
sosyalleştirmek; diğer yandan da onları kontrol altına almak ve cezalandırmaktı
(Uluğtekin, 1991). 13 Aralık 2004 tarihinde kabul edilen “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik
Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”da ise çocuk ceza infaz kurumları arasında yer alan
eğitimevleri “çocuk hükümlülerin eğitilmeleri, meslek edinmeleri ve yeniden toplumla
bütünleşmeleri amacıyla cezaların infazının yerine getirildiği tesisler” olarak
tanımlanmıştır. “5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”un
11. maddesine göre “ceza infaz kurumları”, suça sürüklenen tutuklu çocukların veya
çocuk eğitimevlerinden kapalı ceza infaz kurumlarına nakilleri (adaptasyon problemleri,
disiplin suçları işlemiş olmaları ve benzeri nedenler ile) için karar verilmiş olan, 12–18
yaş grubundaki çocukların tutulduğu, “Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sistemi”ni
uygulayan eğitim ve öğretime dayalı merkezleri olarak ifade edilmektedir. Kanunlara
göre bu kurumlarda suça sürüklenmiş çocukları topluma yeniden kazandıracak eğitimin,
öğretimin, iş ve sanat bilgisinin onlara verilmesi amaçlanmaktadır.
Attar’a (2010) göre ıslah sisteminin amacı ceza ya da sağaltma değil, yeniden
toplumsallaştırma ve eğitim olmalıdır. Nitekim bu durum Türkiye’nin 1990–1994
yıllarını kapsayan kalkınma planında bu kurumların şu amaçlarından da anlaşılmaktadır:
“Ceza İnfaz Kurumları’nın, hükümlüleri topluma kazandırıcı ve sistem dışına çıkılmasını
önleyici yönde geliştirilmesi ve iyileştirilmesine, özellikle çocuk hükümlülerin ıslahı ve
yetiştirilmesine önem verilecektir.” Bu bağlamda çocuğa özgü bir infaz sisteminin
geliştirilmesi, diğer bir deyişle cezalandırmaktan öte suça sürüklenmiş çocuğun topluma
kazandırılması amacının daha belirgin bir şekilde ülke politikalarına yansıdığı
anlaşılmaktadır.
Çocuk Koruma Kanunu’nun 2005 yılında yürürlüğe girmesiyle Türkiye’de
toplumun emniyeti ve huzuru için hükümlü çocukların yeniden eğitilmeleri bilinci ve
talebi oluşmuştur (Attar, 2010). Bu taleple birlikte ceza infaz kurumlarında çocuklara
verilen eğitim düzeni ile ilgili birçok yenilikler yapılmıştır. Bu yeniliklerden sonra ulusal
3