77 doğurmayacağına dair yapılan açıklamalarla birlikte düşünüldüğünde, çocuk hapishanelerindeki durumun virüsün öldürücülüğü üzerinden değil, virüs dolayısıyla ortaya çıkan tecrit şartlarının psiko-sosyal etkileri üzerinden değerlendirilmesi gerekir. Dış dünyayla teması sağlayacak aile ziyaretlerinin, dışarıdan eğitimci ya da kolaylaştırıcıların katkılarıyla gerçekleşen kurs ve etkinliklerin ve hapishanede izleme yetkisi olan1 denetim mekanizmalarının ziyaretlerinin pandemi önlemleri kapsamında engellenmesi, ailelerin, sivil toplumun ve diğer denetim mekanizmalarının çocuk hapishanelerinde yaşanan ihlallerden haberdar olmasını eskisinden çok daha zor hale getirmiştir. Telefon ve mektupla iletişim devam ediyor olsa da, her iki iletişimin de hapishane idaresinin denetiminde gerçekleşiyor olmasının hak ihlallerinin görünmezliğine dair muhtemel etkileri olduğundan bahsedebiliriz. Bulaş riskini azaltmak için alınan önlemlerle ortaya çıkan tecrit durumunun şiddete zemin hazırlayacağı tahmin edilebilir. 2020 yılında yaklaşık 9,5 ay boyunca çocukların günlük hayatlarını geçirebilecekleri tek alan kendi koğuşları olmuştur. Bu uygulama hapis cezasının mevcut şartlarını daha da ağırlaştırarak iç hukukun getirdiği sınırlılıkların artmasına neden olmuştur. Çocuklar eğitime, kültürel faaliyetlere, sağlık hizmetlerine, dış dünyayla ilişkilere tecrit uygulamaları dolayısıyla erişemez hale geldiğinden bu tecritin ikincil bir cezalandırmaya dönüştüğünü söylemek yerinde olacaktır. Mevzuattan ve/veya Uygulamadan Kaynaklanan İhlaller Yapılan mevzuat değişiklikleriyle birlikte çocukken hapsedilen insanların infaz hesaplamalarında genel uygulamanın dışında birtakım hesaplamalar getirildiği, genel durum başlığı altında aktarılmıştı. CİSST’e mahpus yakınlarından gelen telefonlarda ve mahpuslardan gelen mektuplarda, hükümlü mahpusların çocukken kaldığı sürelere ilişkin hesaplamaların hatalı olduğu, misli hesaplamaların dikkate alınmadığı yönünde aktarımlarda bulunulmuş, derneğimiz tarafından mahpuslara ve yakınlarına çoğunlukla bu yönde danışmanlıklar verilmiştir. Bu başlık altında belirtilmesi gereken bir diğer konu ise tutuklu mahpusların durumlarıdır. Bilindiği gibi bir güvenlik tedbiri olarak uygulanan tutuklama, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de de belirtildiği üzere en kısa süreyle uygulanmalı ve en son yol olarak görülmelidir. Buna rağmen Türkiye’de tutuklu çocukların sayısı, hükümlü çocuklardan her zaman fazla olmuştur.78 Çocukların tutuklu olarak yargılanması, haklarında hüküm tesis edilmemiş, üzerlerine atılı suç mahkemece sabit bulunmamışken mevzuat değişikliklerindeki lehe infaz hesaplamalarının hiçbirine tâbi olmamaları anlamına gelmektedir. Pandemi düzenlemeleri dolayısıyla hükümlü olmaları halinde ev iznine gidebilecek olan, koşullu salıverilme süresinin daha çabuk gelmesiyle belki de tahliye olabilecek çocuklar ve gençler, yargılamaları devam ettiği için hapsedilmeye devam edilmiştir. Bu durum, çocukların ve gençlerin adalet sistemi içerisinde suçsuzluklarını savunmaktan ziyade üzerlerine atılı suçun kesinleşmesiyle bir an evvel hükümlü olmak istedikleri bir tablonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. CİSST’e yapılan avukat aktarımlarında çocukların kanun yollarına başvurmak istemedikleri, cezanın kesinleşmesini geciktirecek raporların istenmemesi yönünde avukatlarından talepte bulundukları aktarılmıştır. 77 78 Considerations for school-related public health measures in the context of COVID-19 https://www.who.int/publications/i/item/considerations-for-school-related-public-health-measures-in-the-context-of-covid-19 Erişim tarihi: 03.08.2021 2015-2016 yılları arasındaki veriler için https://cisst.org.tr/wp-content/uploads/2020/07/cocuk-mahpus-kitabc.pdf . Erişim tarihi: 03.08.2021. 2016 yılından sonra istatistiki bilgi paylaşımı büyük ölçüde durdurulmuştur. 52

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle