Duygusal geribildirim, sıcak ve duyarlı ilişkiler, gönüllüler, dış gruplar, ziyaretlerle,
duygularla ilgilidir. Ziyaret sıklığı, görüşmeler, mektup almaları, birbirleriyle sorunlarını
paylaşabilmeleri, personel davranışlarının duygulara etkisinin ölçümüdür. Örneğin, eğer cezaevi
kırsal bir ortamdaysa mahkûmların ziyaretçi kabul etme olasılığı daha düşüktür (Mawby, 1982). Bu
durum, uzun süreli kalanlarda stres, depresyon ve kaygıya bağlı anksiyete sebebi ile ilişkilendirilir.
Aktivite
Cezaevi ortamında aktivite; can sıkıntısı, yetersiz uyarılma, yaratıcılığın kaynakları ve
gurur duyma hakkındaki endişelerle ilgilidir. Duvarla sınırlı bir ortamda bulunmaya, dış ortamdan
soyutlanmak da denilebilir. Çevrenin yokluğunu binayla giderebilmek, sosyal sürdürülebilirliğin de
parçasıdır. Mekândan öğrenmek, sizi teşvik etmesi, kendini geliştirmek, birbirinden öğrenmek,
kendini değerli hissetmek, sosyal beraberlik ile mahkûmun kendini ifade edebilmesi ile mümkün
olduğu düşünülebilir. Bu amaçla, mahkûmların sosyal bağlarını eğitimle güçlendiren bir yaklaşım
geliştirmek önemlidir. Frey ve Delaney, (1996) hapishanede boş zamanın rolünü araştırdığı
çal��şmasında, aktif ve pasif kategorilere ayırarak gerilim yönetiminde yeri olduğunu belirtmiştir
(Frey & Delaney, 1996). Etkinliklere katılımın pasif olmasını, günlük hapishane hayatında yaşanan
can sıkıntısı, kavga, cinsel saldırı, öfke nöbetleri ve cezaevi personeliyle yaşanan zorluklar gibi
sorunlarla ilişkilendirmiştir.
Aktivite yönetimi diğer anlamıyla bir mahkûmlara önerilen bir yaşama tarzı olarak
görülebilir. Boş zaman becerileri edinmesi, mahkûmların öz saygısını arttırarak rehabilitasyonda
önemli rol oynayacağı düşünülmektedir
Sosyal Uyarım
Sosyal uyarım, sosyal etkileşim ve arkadaşlık fırsatları ile ilgilidir. Mahkûmların
etkileşimli gruplara dâhil olmaları, sosyalleşmeleri, ceza infaz koruma memurları ve personellerle
samimiyet sağlanması kaldığı süre boyunca önemlidir. Etkileşimden yoksun bir hapishane ortamı,
mahkûmların beyin işlevlerini; özellikle öz-düzenleme ve yürütücü işlevleri bozmaktadır (Meijers,
Harte, & Scherder, 2023). Bu işlevler, çevresel etkilere oldukça duyarlılık göstermekte ve yeniden
sosyalleşme için çok önemlidir. Mahkûmların büyük ölçüde yataklarının etrafında dönen hareketsiz
bir yaşam tarzı sürdürme eğilimi tetikleyici bir etkendir. Örneğin, İngiltere’de yapılan bir
araştırmada mahkûmlar günün 9.36 saatini yataklarında geçirmektedir (Ireland & Culpin, 2006).
Hapishane sonrasında ise mahkûmların toplumdan asimülasyonun engellenmesi, beyin
fonksiyonlarını eski düzeyine getirmesi (Meijers et al., 2023), özgür toplumla bağlantı kurması, suç
davranışı tekrarını engelleme cezaevi ortamının sosyal uyarımlarını zenginleştirmeyle mümkün
olabilir.
16