2.4.2. Çocuk Suçluluğu Yabancı literatürde “reşit olmayanın suçluluğu” olarak karşılık bulan “Juvenile Delinquency” terimi, Türkiye’de “Çocuk Suçluluğu” şeklinde kullanılmaktadır. Bu tanım, çocukluk ve ergenlik döneminin büyük bir bölümüne tekabül etmektedir (Dönmezer, 1994; Öztürk Çopur, Ulutaşdemir ve Balsak, 2015, s. 120). Yaşamın belirli bir evresini kapsayan bu süreç dikkate alındığında, çocuk suçluluğunun yetişkinlerden farklı olarak değerlendirilmesi ve hukuksal boyutunun yanı sıra psiko-sosyal ve pedagojik yönünün dikkate alınması gerekmektedir. Çocuk suçlu, suç işlediği ortaya çıkan ya da suç işlediği iddia edilen çocuk veya genç insandır (Pekin Kuralları, 1985, s. 2.2./c). Türkiye’de “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “suçlu çocuk” ya da “çocuk suçlu” yerine tercih edilmektedir. Bu kavramsal hassasiyetinin nedeni, suça sürüklenen çocukların, aynı zamanda mağdur olduğu yaklaşımından hareket edilmesidir. Kendi içerisinde bir önyargı barındıran “çocuk suçlu” da bir irade durumu söz konusudur. Oysaki korunması gereken çocukların, genellikle yetişkinlerden kaynaklı suçlu konumuna düşürüldüğü, istismar edildiği ve aynı zamanda suç olayının çoğu zaman çocuğun iradesi dışında gerçekleştiği bilinmektedir (Öztürk Çopur, Ulutaşdemir ve Balsak, 2015, s. 120-121). Bu yaklaşım, Çocuk Koruma Kanunu’nun getirdiği anlayışla birlikte çocuğun, suç işleyen bir suçlu olarak görülmeyip suça bir başkası tarafından sürüklendiğini, masum olan ve bilinçli olarak suç işlemeyen çocuklar için de “suça itilmiş/sürüklenmiş çocuk” kavramının kullanımının desteklenmesini açığa çıkarmaktadır. Fakat çocuk suçluluğu kavramı, damgalamaya yol açan “suçlu çocuk” gibi bir çağrışım uyandırmadığından ve çocuğun suç ile ilgili sürecini ifade etmesine yaptığı vurgu bakımından bu çalışma kapsamında da kullanılmıştır. Çocuk suçluluğu, 19. yy’da toplumsal hayatta daha da yaygınlaşan bir problem haline gelmiş, Sanayi Devrimi ile birlikte merkez bölgelere yapılan göç, bu illerdeki işçi mahallelerinin oluşumuyla birlikte hayat koşullarının da kötüleşmesine neden olmuştur. Sanayi Devrimi, anne ve babanın fabrikalarda çalışması sonucu aile yaşantısından mahrum kalan çocuğun, sokakta ya da ağır fabrika koşullarında çalışmasını zorunlu kılmış ve çocuğun suça sürüklenmesinde etkili olmuştur (Çoğan, 2006, s. 36). 31

Hedef paragraf seç3