düşünmektedir. Dolayısıyla suç davranışının anlaşılmasında suça sürüklenen
bireyin incelenmesi gerekmektedir (Gürler, 2018, s. 88). Diğer bir ifadeyle bu
kurama göre suç, kişilikteki problemlerden kaynaklanmakta ve bir tepki biçimi
olarak ortaya çıkmaktadır (Çoğan, 2006, s. 34). Psikopat kişilik biçimine sahip
kişiler de fevri davranan, içekapanık, duygusal yönü zayıf olan, davranışlarından
dolayı çok nadir suçluluk duyan ve şiddetten zevk alan kişilerdir. Fakat bu kişilik
uzantıları, bireyin kaçınılmaz olarak suça yöneleceği anlamına da gelmemektedir.
Yapılan araştırmalarının çoğunun hapishanedeki mahkûmlar üzerinde yapılması bu
davranışların olumsuz olarak sunulmasına neden olmuştur (Giddens, 2005, s. 206).
Psikolojik görüş, akıl sağlığı ile suç arasındaki ilişkiye de odaklanmaktadır. Zekâ
yoksunluğunun suç işlemede önemli bir etkiye sahip olduğunu savunan bu görüş,
uygulanan zekâ testlerinin bu durumu ispat ettiğini savunmaktadır (Dönmezer,
1984, s. 108). Goddard, çocuk suçlular üzerinde psikometrik testler uygulanmasıyla
elde edilen tahmini sonuçların ortalamalarını dikkate alarak suçluların en az
%50’sinde zekâ geriliği olduğunu öne sürmüştür (1926, s. 9). Fakat Goddard, akıl
hastanesinde kalanların aileleriyle yaptığı görüşmeler neticesinde geçmişi incelenen
300 ailenin %54’ünde daha önceden zekâ geriliği olan bireylerin var olduğunu tespit
etmesinden ötürü bu durumu, kalıtımla ilişkilendirmiştir (1926, s. 437). Zekâ
geriliğinin kalıtımdan kaynaklı olduğunun düşünmesi, Goddard’ın görüşünde
belirleyici olanın biyoloji olduğunu göstermektedir.
Suça sürüklenen çocuklardaki zekâ düzeyi farklılıklarının gerek suç öncesi gerekse
suç sonrasında bu çocukların cezaevlerinde bulunmasından kaynaklı eğitim
eksikliğiyle ilişkili olabileceği gibi beslenme, aileden görülen ilgi ve sosyal çevre
gibi faktörlere bağlı da değişebilmektedir. Bu nedenle zekâ düzeyinden çok, zekâyı
belirleyen etkenlere odaklanılmalıdır (Gölbaşı, 2008, s. 59).
Akıl hastalığı ve zekâ geriliği, suçlu davranışları açıklamada psikolojik kuramları
benimseyenler tarafından savunulsa da günümüz hukuk sistemi içerisinde akıl
sağlığının cezai süreci etkilediği bilinmektedir. Modern hukuk sisteminde ceza
gerektirecek bir eylemi gerçekleştiren bir kişinin akıl sağlığının yerinde olmaması,
başkasına ve kendisine zarar verme eylemi ortadan kalkana kadar tedavi görmesini
gerektirmektedir. Bu nedenledir ki akıl hastalıkları veya kişilik bozuklukları dikkate
alındığında psikozlardan ziyade nevrozlar üzerinde durmak gerekmektedir.
69
Hedef paragraf seç3
Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle