3.1. Biyolojik Kuramlar İlk kriminolojik araştırmaların çoğunun cezaevi ve akıl hastaneleri gibi kurumlarda gerçekleşmesi ve aynı zamanda psikiyatri düşüncülerinin bu alanlarda etkili olması, olağan olmayan zihinsel durumların oluşmasında kalıtımın etkili olduğunu düşündürmekte ve bu durumun da kişinin toplumsal normlara uyumunu zorlaştıracağı ve kişiyi suça yöneltebileceği düşünülmektedir (Giddens, 2005, s. 206). 19. yy’da Darwin’in evrim teorisinin etkisiyle birlikte insan davranışları biyolojik etkenlere bağlı olarak açıklanmaya başlanmış, İtalyan ve ilk pozitivist kriminologlardan Lombroso’nun 1876 yılında mahkûmlar üzerinde yaptığı bir araştırmayla suçlunun biyolojik açıdan anormal ve ilkelliğe dönüş yaşadığı iddia edilmiştir. Saçlarda azalma, kafatası hacminin küçüklüğü, kafa kemikliğinin kalınlığı, basık ve dar bir alın, çene ve elmacık kemiklerinin gelişmiş olması, büyük ve yelken kulaklar, deri renginin koyulaşması, erkeklerde kadınlaşma, acıda azalma, kendini beğenmişlik, cinsel hayatın erken başlaması, oyuna ve alkole meyil, batıl inançlara sahip olma, kendine has bir ahlak anlayışı gibi vahşilerde ve renkli ırklarda bulunan özelliklerin suçlularda da bulunduğu ifade edilmiştir (Lombroso, 1918; Sokullu Akıncı, 2016, s. 135-136). Kriminal antropolojinin içinde yer alan Lombroso’nun bu görüşünün şiddet davranışı ile insanın fizyolojik yapısı arasındaki ilişkiye odaklandığı söylenebilir. 832 hükümlü ve 65 infaz edilmiş suçlu üzerinde araştırma yapan Lombroso, büyük dişler, uzun başparmak ve uzun kollar gibi gözlemlenebilir fiziksel özelliklerin suçlu bireylerde daha yaygın olduğunu tespit etmiştir. “Atavizm” kavramını da kriminoloji literatürüne kazandıran Lombroso, “gelişmemiş beyin” olarak belirttiği “atavistik adam”ın sahip olduğu atavistik özellikler nedeniyle suç davranışını gerçekleştirdiğini ileri sürerek bu bireylerin suçluluğunun doğuştan geldiğini vurgulamıştır (Ellwood, 1912). Aslında bu bedensel görünüşün çoğunun aileden kalıtım yoluyla aktarıldığı dikkate alındığında biyolojik kuramların, suça yönelmede ailesel faktörlerin etkililiğini vurguladığı söylenebilir. Özetle Lombroso, suçlunun temel olarak kısmen patolojik ve atavistik, organik bir anomali olduğuna inanmakta (Ellwood, 1912, s. 717) daha sonraki çalışmaları neticesinde toplumsal 64

Hedef paragraf seç3

Bir paragrafa bağla
Connect to an entity
Disable highlights
İçindekiler tablosuna ekle