ve öğrenmenin suç ile olan ilişkilerini incelemiştir (İçli, 1994a: 35). Platon ise suçluluk ile ilgili hem
hocası Sokrates’in hem de kendi görüşlerinin sentezini oluşturan açıklamalar yapmıştır. Buna göre,
günümüze kadar suç ve suçluluk üzerine geliştirilen kuramlar aracılığıyla, suça ilişkin yapılan
açıklamalar geçmişin bilgi birikimi üzerine inşa edilmiştir. Bal (2013: 20)’ın ifade ettiği gibi, bu
açıklamalar özellikle Aydınlanma Çağı ile birlikte daha belirgin hale gelmiştir. Zira kriminologlara
göre, suçun nedenlerini sistemli bir biçimde açıklama çabaları 18. yüzyılda köklenmeye başlamıştır
(İçli, 1994a: 35). Kuşkusuz bu durumun oluşmasında dönemin sosyal, kültürel, ekonomik, politik ve
hukuki koşullarının etkisi bulunmaktadır. Öyle ki 18. yüzyıldan itibaren çoğu bilim insanı dönemin
koşullarının da etkisiyle suç teşkil eden davranışların nedenlerini belirli disiplinleri uygulayarak
farklı bakış açılarıyla irdelemiş ve bu hususta tabii olarak ilgi alanları çerçevesinde birçok görüş öne
sürmüşlerdir. Zaman içinde bu görüşler kuramsal olarak çeşitli tasniflere tabi tutulmuştur. Nitekim
Akgün (2012: 327)’ün de belirttiği gibi, her kuramsal yaklaşım birbiriyle ilintili olarak bir takım
eksiklikler içerdiği için söz konusu kuramları birbirlerinden kesin çizgilerle ayırabilmek oldukça
güçtür. Ancak suç olgusunu ve suçlu davranışı açıklamaya yönelik geliştirilen öyle iki okul var ki,
bu okullar hem suçu önlemeye ilişkin çeşitli çözüm önerileri sunarak ceza adalet sistemine katkı
sağlamışlar hem de kendilerinden sonra geliştirilen diğer tüm suçluluk kuramlarına temel
oluşturmuşlardır. Bunlar, klasik okul ve pozitivist okul’dur. Suça ilişkin geliştirilen bu iki klasik
kuramsal yaklaşımın temellerini anlamak, alandaki çağdaş gelişmeleri özelde sosyolojik kuramların
oluşmasına zemin hazırlayan gelişmeleri anlamamıza yardımcı olur. Bu sebeple, araştırma
kapsamında önce klasik okulun ortaya çıkış süreci, düşünsel arka planı ve temel savları ele alınmakta
ve sonra bilimsel disiplinlerin uygulanması suretiyle gelişen pozitivist okulun ilk dönem görüşleri
açıklanmaktadır. Araştırmanın kuramsal perspektifi doğrultusunda, pozitivist okul içinde önemli bir
yer tutan sosyolojik suç kuramları ise, ayrı bir başlık altında detaylı olarak incelenmektedir.
2.2.1.1. Klasik ve Pozitivist Okul
18. yüzyılda Avrupa büyük değişimlere tanıklık etmiştir. İnsanlık tarihinde önemli yapısal
değişimlere neden olan “Endüstri Devrimi” ve “Fransız Devrimi” bu yüzyılda yaşanmıştır. 18. yüzyıl
tarihin akışını değiştiren bu devrimlere bağlı olarak, “en çok değişen” ve “çok şeyi değiştiren” çağ
olarak anılmıştır. Bu iki devrim ile birlikte, önce ekonomik yapı ve sonra siyasal yapı köklü bir
biçimde değişmiştir (Mahiroğulları, 2005: 42-43). Böylece, yeni ve güçlü bir orta sınıf, Endüstri
Devriminin başlangıcından yükselmeye, mutlak monarşi yönetimi son bulmaya ve toplumlarda
kentleşme olgusu artmaya başlamıştır (Williams ve McShane, 2018: 14). Endüstri toplumunun inşası
sürecinde, insan haklarının savunulması ve insanlar arasındaki ortaklıkları vurgulamak için özgürlük,
eşitlik ve adalet söylemleri de sık sık dile getirilmiştir (Bal, 2003: 20). Nitekim bu süreçte ceza adalet
sistemi tümüyle revize edilmesi gereken bir sorun alanı olarak tespit edilmiştir (Boyacıoğlu, 2018:
235). Ancak Fransız Devrimine kadar Avrupa’da gerçek bir ceza adalet sisteminin mevcudiyetinden
de söz etmek gayri mümkündür. 18. yüzyıl Avrupası’nda yazılı bir ceza kanunu olmamakla birlikte,
suç işleyenlere karşı uygulanacak cezai yaptırımın türü ve miktarı da hiçbir şekilde belirtilmemiştir.
23