E/CN.4/2002/60/Add.2
Sayfa 25
Antlaşması kapsamında azınlık olarak tanınmayan azınlık gruplara mensup çocuklar, özellikle
Kürt çocuklar açısından olumsuz etkiler yapabilir” demiştir.91
65. 1982 Anayasasında eğitim ve öğretim dili de bu şekilde belirlenmiştir: “Hiçbir eğitim veya
öğretim kurumunda Türk vatandaşlarına Türkçeden başka hiçbir dil anadili olarak
öğretilmeyecektir”. Bu arada yabancı dillerde öğretim ve öğrenim, övgüye değer bir değişim
simgesi haline gelmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, Kasım 2001’de şu açıklamayı yapmıştı:
“1997-1998 akademik yılından başlayarak, haftada iki saat yabancı dil eğitimi zorunlu
hale getirilmiştir ve temel eğitimin dördüncü ve daha sonraki sınıflarında seçmeli
dersler arasında ikinci bir yabancı dil dersi daha eklenmiştir”.92
66. Yabancı dillerde öğretim ve öğrenim konusunda Kürtçe istisna oluşturmaktadır. Özel
Raportör, 8 Şubat 2002 tarihinde bir grup üniversite öğrencisiyle görüşmüş; bu öğrenciler,
üniversitelerde Kürtçenin seçmeli bir yabancı dil olarak öğretilmesi yönündeki çabalara karşı
sürmekte olan baskı kampanyası konusunda kendisine bilgi vermişlerdir. Üniversitelerde haftada
üç saat Macarca dersi almak mümkün olmasına rağmen, Kürtçenin de yabancı bir dil olarak ders
programına konmasına yönelik dilekçeler, üniversite yöneticileri tarafından reddedilmiştir.
Bildirildiği kadarıyla, bu dilekçeler 35 üniversitede 15,000 öğrenci tarafından imzalanmıştı.
Anlaşıldığı kadarıyla, üniversite yöneticileri bu öğrencilerin kişisel bilgilerini güvenlik
birimlerine ilettiler. Bu da, öğrencilerin “yasadışı bölücü bir örgüte üyelik ya da destek”
gerekçesiyle tutuklamalara yol açtı.
67. Yabancı dillerin öğretim ve öğrenimi konusunu akademik kurumların karar mercilerinden
(yasadışı örgütlere destek vermekle suçlanan kişileri yargılamakla görevli olan) Devlet Güvenlik
Mahkemelerinin yargı alanına taşımak, çok daha derin bir sorunun altını çizmektedir. Öyle
görünüyor ki, eğitim ve öğretimle ulusal güvenlik alanları arasındaki sınırlar geçirgendir ve
eğitim-öğretime ait konular, eğitim ve öğretimin temel özelliklerinden ziyade ulusal güvenlik
temelleri esasında belirlenmektedir. Kürtçe dışındaki dillerin ulusal güvenlik tehdit algılarını
harekete geçirmeyeceği düşünülebilir, ancak bundan emin olmak mümkün değil. Bunun sonucu
kişinin risk almamak için kendine sansür koyması ya da dünyanın her yerinde öğrencilerin
yaptığı gibi, risk alarak ihlallere uğrama ihtimaliyle karşılaşmaktır.
68. Özel Raportör, Kürtçenin seçmeli bir yabancı dil dersi olarak kabul edilmesini savunan çok
sayıda öğrenci ve profesörün kaderleri konusunda kaygılıdır. Hükümetin kendisine, öğrencilerin
bu girişimi konusunda gösterdikleri tepkiler konusunda mevcut bütün bilgileri sağlayarak,
kaygılarını azaltacağını ummaktadır.
V. ÖĞRENİMİN İNSAN HAKLARI GEREKLERİNE UYARLANMASI
69. Özel Raportör, Yüksek Öğretim Kurulu ile görüşme taleplerinin reddedilmesinden derin
üzüntü duymaktadır. Bu kurulla bir toplantı yaparak, Türkiye’de akademik özgürlük açısından
insan hakları güvencelerinin getirilmesiyle ilgili olanakları tartışmak istemiştir. İnsan Hakları
İzleme Komitesi, eğitim ve öğretime özgü insan hakları sorunlarını vurgulamış, özellikle “1980
91
92
Çocuk Hakları Komitesi, Türkiye İlk Raporu (CRC/C/51/Add.4), 8 Ağustos 2000, paragraf 11.
Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’de Yaşam Boyu Öğrenim, Ankara, Ekim 2001, s. 10.