E/CN.4/2002/60/Add.2
Sayfa 23
kadından biri, sadece ilköğrenim görmüştür) ışığında özgül bir önem kazanmaktadır.
Aynı zamanda kadınlar, işgücüne de düşük düzeyde katılmaktadır.”84
59. Kadınlar arasında okur-yazar olmama oranının erkekler arasındaki orandan dört kat fazla
olduğu düşünülürse, eğitim ve öğretimde başarı eşitsizliği, ILO tarafından başörtüsü yasağının
ayrımcı etkilerini ölçmekte bir ölçüt olarak benimsenmiştir. 1999 yılında erkeklerin işgücüne
katılımı yüzde 68,3 düzeyinde gerçekleşirken, kadınlar açısından bu oran 29,7’dir. 1997 yılında,
7-13 yaş grubunda kız çocuklarının yüzde 32’si okula kayıt yaptırmamıştır, erkek çocuklarında
ise bu oran yüzde 17’dir.85 Gerçekten de, Özel Raportörün pek çok defa belirtmiş olduğu gibi,
eğitim ve öğretimin çarpan etkileri vardır: etkin bir şekilde güvence altına alındığında diğer hak
ve özgürlükleri de geliştirir; önlendiği ya da kısıtlandığı zaman ise, bütün hakları – özellikle
istihdam ve kendi adına çalışma ile ilgili hakları – tehlikeye sokar.
C. Dil meselelerini çevreleyen tartışmalar için insan hakları çerçevesi
60. Dil meselelerini insan hakları açısından tartışmanın önündeki büyük bir engel, belirli siyasal
gündemlerden otomatik olarak çıkarsanan etiketlerdir. Böylece, anadilinde eğitim ve öğretimi
savunmak, kaçınılmaz olarak Kürt yanlısı olarak algılanmaya sebep olmaktadır. Oysa
Türkiye’den otuzdan fazla dil konuşulmaktadır. Kürtlerle ilgili epeyce bir kamusal ilginin
olması, uluslararası dikkatleri de bu yöne yöneltmiştir. Örneğin, Romanlar konusunda akıl almaz
bir sessizlik hüküm sürmektedir. Bunun bir istisnası, “göçebe Çingeneler” konusundaki
aşağılayıcı göndermelerin okul kitaplarından çıkartılması gündeme geldiğinde vuku bulmuştur.86
Ayrıca, anadilinde eğitim ve öğretimin zikredilmesi, ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden bir
eylem olarak görülmektedir. Bu da, meseleyi eğitim ve öğretimden ulusal güvenlik alanına
kaydırmaktadır. Çok dilliliğin bir tehdit olmaktan ziyade bir zenginlik olarak görülmesi,
şaşkınlıkla karşılanmaktadır.
1. Anadili ve çocuğun en üstün çıkarı
61. Türk terimi, etnik köken, ırk, din ya da dil farkı olmaksızın bütün Türkiye yurttaşlarına
gönderme yapar.87 Çoğunluğun dili Türkçedir, diğerleri ise Kürtçe, Ermenice, Arapça, Yunanca,
Romanca ya da Türkiye’de konuşulan otuz dilden başka bir dilde konuşur. Türkiye’de çocuk
işçiliğinin ortadan kaldırılmasının önündeki engeller konusundaki bir çalışmada, yeterince
Türkçe bilmemenin çocuğun eğitim hakkına engel teşkil ettiği görülüyor:
“Göçmenlerin çocuklarının çoğu, Türkçe ikinci dilleri olduğundan, akıcı bir şekilde
Türkçe konuşamıyor. Dolayısıyla bu çocuklar muhtemelen okuma ve yazma
84
International Labour Organization, Report of the Committee of Experts on the Application of Conventions and
Recommendations, International Labour Conference, 89th session, 2001, Individual Observations concerning
Convention No. 111, Discrimination (Employment and Occupation), 1958: Turkey, Report III (1A), para. 8.
85
1999 Hane Halkı İş Gücü Taraması ve 1998 Türkiye Sağlık ve Demografi Taramasından alınan bu veriler, BM
Kalkınma Yardımı Çerçevesi 2001-2005 Programında yer almaktadır (available at www.un.org.tr).
86
Avrupa Toplulukları Komisyonu - 2001 Türkiye’nin Katılım Yolunda İlerleme Raporu -2001, Document
SEC(2001) 1756 of 13 Kasım 2001, s. 29.
87
Anayasa hükmüne göre “Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür”. Türkiye Dışişleri
Bakanlığı, “Türk vatandaşlığı herkesi kapsayıcı bir hukuksal kavramdır” ve “Türklük bütün vatandaşları Türk
Devletine bağlayan hukuksal bir statüdür” şeklinde açıklamıştır (www.mfa.gov.tr).